AVŞAR HUKUK BÜROSU

ENERJİ HUKUKU

ENERJİ HUKUKU

Enerji, gerek sahip olduğu nitelikler ve gerekse küreselleşmenin dünya hukuk sistemleri üzerinde gösterdiği etkiler nedeniyle hukuk alanında çığır açan yeni mekanizmaların en gözde uyuşmazlık konusu olarak kabul edilmekte; dünya üzerinde kıt ve dengesiz bir coğrafi dağılıma sahip olması nedeniyle yoğun sermaye ve çok uluslu şirketlerin faaliyet alanı içerisinde öncelikle yer almaktadır. Enerji aynı zamanda devletler ve ekonomiler için stratejik anlamda büyük bir öneme sahiptir ve bu önem her geçen gün katlanarak artmaktadır. Her ülke kendi şartlarına göre belirli bir enerji politikası belirleme eğiliminde olup; coğrafi konumlar, ihtiyaçlar, nüfus ve ekonomik şartlar bu politikanın ana etmenleridir.

Enerji alanında kolektif karar alma mekanizmalarının işletilmesi ülkelerin ve büyük şirketlerin menfaatler çatışması nedeniyle çok zor görünmektedir. Bu nedenle küreselleşmenin etkisiyle enerji odaklı çatışmalar ve hukuki problemler büyük önem arz etmektedir.

Enerji alanındaki faaliyetler sektörün yapısı gereği gelişmiş ülkelerden, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelere doğru yatırımlar şeklinde gerçekleşmektedir. Yatırım yapılacak ülkenin uygun yatırım iklimine sahip olması gereklidir. Hammadde kaynakları, ulaşım, altyapı ile ekonomik, politik ve hukuki yapısı elverişlilik kriterleri olarak göz önünde bulundurulmaktadır.

Ülkemizde enerji ve enerji hukukunun kronolojik tarihi;
 
  • 1935 yılına kadar özel imtiyazlar (Kayseri, Macar Ganz Anonim Elektrik [1910-İstanbul], Osmanlı Elektrik Şirketi, İzmir Tramvay ve Elektrik Türk Anonim Şirketi, Alman MAN ve AEG [1925-Ankara]),
  • 1935 yılında Etibank, MTA ve EİEİ’nin kurulması,
  • 1952 yılında Çatalağzı santralindan 154 KW’luk iletim hattı ile İstanbul’a elektrik enerjisi nakli, (İlk enterkonneksiyon),
  • 1952 yılında DSİ ve İller Bankası’nın kurulması ile HES ve elektrifikasyon çalışmalarının hız kazanması,
  • 1960-1965 yıları arası Türkiye'nin geniş anlamda enterkonneksiyona kavuşması (1963 yılında Batı Anadolu ile Kuzey Batı Anadolu enterkonnekte sistemlerinin Bursa-Göbel ENH ile birleştirilmesi),
  • 1970 yılında TEK’in kurulması,
  • 1982 yılında Elektrik üretim, iletim ve dağıtım tesislerinin Belediyelerden TEK’e devri,
  • 1984 yılında 3096 sayılı Kanun ile TEK dışındaki kuruluşlara elektrik üretimi iletimi dağıtımı ve ticareti olanağı sağlanarak TEK’in tekeline son verilmesi,
  • Bu Kanunla ve daha sonra çıkarılan ikincil mevzuatla birlikte;
  •  Yap-işlet-devret modeline göre üretim tesisi kurulması ve işletilmesine,
  • Otoprodüktör ve otoprodüktör gruplarının oluşmasına,
  • İşletme hakkı modeline göre üretim ve dağıtım tesislerinin özel sektöre işlettirilmesine olanak sağlanması;,
  • 1993 yılında TEK’in, üretim ve iletim faaliyetlerini yürütmek üzere TEAŞ ve dağıtım faaliyetini yürütmek üzere TEDAŞ olarak ikiye ayrılması,
  • 1997 yılında 4283 sayılı Kanun ile yap-işlet modeline göre özel sektöre sahip olacakları üretim tesislerini kurma ve işletme olanağı sağlanması,
  • 1999 yılında imtiyaz sözleşmelerine ilişkin Anayasa değişiklikleri yapılması,
  • İmtiyaz sözleşmeleri kapsamındaki anlaşmazlıkların çözümü için uluslararası tahkimin kullanılabilmesinin kabul edilmesi,
  • Kamu şartlaşma ve sözleşmelerinde Danıştay’ın rolünün yeniden belirlenmesi,
  • Özelleştirme kavramının Anayasa’ya dâhil edilmesi,
  • 2000 yılında 4501 sayılı Kanun çıkarılması,
  • 3 Mart 2001 tarihinde 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun çıkarılması ve TEAŞ’ın; EÜAŞ, TEİAŞ ve TETAŞ olarak üçe bölünmesi,
  • 19 Kasım 2001 tarihinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun kurulması,
  • 2002 yılında Başbakanlığa bağlı lisanslama otoritesi olarak görev yapmakta olan Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun (TAEK) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlanması,
  • 2006 yılında Türkiye’nin ilk nükleer santrali sahası olarak Sinop’un seçilmesi,
  • 2007 yılında Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun Tasarısının mecliste kabul edilerek yasalaştırılması,
  • 2010 yılında Rusya ve Türkiye “Türkiye’de Nükleer Santral Tesisi Konusunda İşbirliği Ortak Beyannamesi”nin imzalanması,
  • 12 Mayıs 2010 tarihinde Türkiye ile Rusya hükümetleri arasında “Akkuyu Sahasında Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliği Anlaşması”nın imzalanması,
  •  3 Mayıs2013 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Japonya Hükümeti arasında Sinop’ta NGS tesisine ve işletimine dair anlaşmanın imzalanması şeklinde özetlenebilmektedir.
Enerji Hukuku ile ilgili yapılan ilk çalışmalar, 20. yüzyılın ortalarına denk gelmektedir. Bu tarihlerde meydana getirilen uluslararası sözleşmeler, bu konuya dair bazı kuralları içermekte ise de ayrı bir bölüm olarak düzenlememiştir. Bunun yerine, ikincil hukuki kaynaklar vasıtasıyla bu konuya dair düzenlemeler yapılmış, tüm dünyaya yayılacak bir Enerji Hukuku sistemi oluşturulmaya başlanmıştır.
Enerji sektöründe en önemli unsurlardan biri yatırımcıdır ve bu nedenlerle yatırımcılara birtakım güvenceler sunulmak üzere; ikili ve çok taraflı uluslararası antlaşmaların akdi, yerli yatırımcı ile yabancı yatırımcılar arasında fırsat eşitliği yaratan mevzuat düzenlemelerinin yapılması, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının (Uzlaşma, Tahkim) geliştirilmesi, Uluslararası Hakem Heyeti Kararlarının uygulanma kolaylığının (Tanıma, Tenfiz) sağlanması yönünde çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda iç hukukumuzda  enerji hukukuna ilişkin başlıca kanunlar;
 
  • Elektrik Piyasası Kanunu,
  • Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun,
  • Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile  Enerji  Satışına İlişkin Kanun,
  • Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu,
  • Doğalgaz Piyasası Kanunu,
  • Petrol Piyasası Kanunu,
  • Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu’dur.
 

 


SORU CEVAP

captchaImg