AVŞAR HUKUK BÜROSU

KİŞİLER, AİLE VE MİRAS HUKUKU

KİŞİLER, AİLE ve MİRAS HUKUKU

Kişiler, aile ve miras hukuku medeni hukukun içerisinde yer alan hukuk dalları olup, bu hukuk alanlarının temel kuralları 01 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğü giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir. Medeni Hukuk kişilerin birbiriyle veyahut devletle kamu hukuku dışında kalan özel hukuk ilişkilerini düzenleyen bir hukuk dalıdır.
 
Modern anlamda medeni hukukun temeli genel itibariyle yazılı olarak bulunmayan düzenlemelerin yazılı hale getirildiği ‘’Corpus İuris Civilis” isimli yasaya dayanmaktadır. Bu yasa ile klasik Roma dönemine ilişkin hukuk kuralları derlenmiş ve Roma Hukuku’nun temel bilgi kaynağı oluşturulmuştur.
 
İç hukukumuzda ise Osmanlı dönemi ve öncesinde medeni hukuka ilişkin uyuşmazlıklar açısından İslam hukuku hükümleri uygulanmış, Tanzimat Dönemi sonrasında modernleşme çabaları doğrultusunda; 1869-1876 yılları arasında Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye (Mecelle) hazırlanarak yürürlüğe girmiştir. Mecelle genel itibariyle Osmanlı’da uygulanan İslam Özel Hukuku hükümlerinin maddeler halinde derlenerek toplu hale getirilmesinden ibaret olup; Mecelle’de bir medeni kanunda yer alması gereken aile hukuku ve miras hukuku hükümlerine yer verilmemekle birlikte, genel itibariyle analitik ve pozitif bir hukuk sistemi oluşturulma amacı güdülmüştür. Mecelle, 17.02.1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlüğe girmesi ile yürürlükten kaldırılmıştır; daha sonra bu kanun ise 03.12.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile ilga edilmiştir.
 
KİŞİLER HUKUKU:
              
Kişiler hukuku Türk Medeni Kanunu’nun 8. maddesi ile 117. maddeleri arasında düzenlenmiş olup; hak sahibi olan varlıkların yani kişilerin ehliyetlerini, kişisel durumlarını, akrabalık ilişkilerini, yerleşim yeri ile olan ilgilerini, kişiliğin başlangıcını, sona ermesini, korunmasını düzenleyen medeni hukuk dalıdır.

Anılan konulara muhatap, haklara ve borçlara sahip olabilen varlıklara, yani hukukun tanıdığı yetkilerden faydalanan ve yüklediği yükümlülüklerden sorumlu olan varlıklara kişi denilmektedir. Bu haliyle kişi terimi, hak ehliyeti terimini de karşılamaktadır ve sadece medeni hukukun veya sadece özel hukukun değil; bütün hukukun temelini oluşturmaktadır.

AİLE HUKUKU:

 
Aile Hukuku, Türk Medeni Kanunu’nda 118 – 494. maddeler arasında üç kısım olarak düzenlenmiştir. Birinci kısım evlilik hukuku, ikinci kısım hısımlık ve üçüncü kısım vesayet başlığını taşımaktadır.
 
Evlilik Hukuku kısmında, dar anlamda aileye ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, evliliğin nasıl kurulduğu, evliliğin hangi hükümlere tabi bulunduğu, eşler arasında hangi mal rejimlerinin geçerli olduğu ve evlilik birliğinin nasıl sona erdiği konuları ele alınmıştır. Hısımlık başlığını taşıyan ikinci kısımda ise geniş anlamda aile ilişkilerine dair düzenlemelere yer verilmiş, soybağının kurulması, aile ve aile ilişkileri ele alınmıştır. Vesayet başlığını taşıyan üçüncü kısımda ise, şahsi ve mali menfaatlerini koruyamayacak durumda olan küçüklerin ve kısıtlıların korunmasını ve işlerinin yürütülmesini sağlayacak ve devlet kontrolü altında işleyecek bir teşkilatın yapısı ve idaresi düzenlenmiştir.
 
MİRAS HUKUKU:
 
Miras Hukuku, murisin (ölen kişi) terekesinin (ölenin malvarlığı) akıbetini düzenleyen hukuk normlarına dayanmaktadır. Miras hukukuna ilişkin hükümler, Türk Medeni Kanunu’nun 495-682. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
 
Şahsın ölümü ile terekede bulunan hak ve borçlar kül halinde mirasçılara intikal etmektedir. Kişi kanun koyucunun belirlediği şekilde yasal mirasçı olabileceği gibi murisin ölüme bağlı tasarrufu ile de mirasçı sıfatını kazanabilmektedir; ancak muris, saklı pay hakkına sahip yasal mirasçıların saklı payları üzerinde tasarrufta bulunamayacaktır. Saklı pay üzerinde tasarruf yapılması halinde saklı payı ihlal edilen yasal mirasçı süresi içinde tenkis davası açarak saklı payını geri alabilmektedir. Sağlararası kazandırmalar kapsamında koşulları oluşması halinde tenkis davası açılabilmesi de mümkündür. Miras hukukunda mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nda sayılan koşullar dâhilinde mirasçılıktan çıkartılabileceği gibi; mirasçıların doğrudan yasal süresi içerisinde mirası reddetme hakları da bulunmaktadır.
 
 

SORU CEVAP

captchaImg