AVŞAR HUKUK BÜROSU

D2D E. 2014/8540-K. 2016/1033

T.C.
DANIŞTAY
2. DAİRE
E. 2014/8540
K. 2016/1033
T. 8.3.2016
• ZORUNLU HİZMETTEN MUAF TUTULMA TALEBİNİN REDDİNE DAİR İŞLEMİN İPTALİ (Ret İle Sonuçlanan Davada Hukuk Müşavirinin Süresinde Savunmasını Yaptığı ve Hukuki Yardımda Bulunduğu/Vekalet Ücretine Hak Kazandığı - Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca Davalı Lehine Vekalet Ücretine Hükmedilmesi Gerektiği)
• HUKUK MÜŞAVİRİNİN VEKİL SIFATI (Adli ve İdari Yargıda İcra Mercileri ve Hakemler Nezdinde Vekil Sıfatıyla İdareleri Doğrudan Temsil Etme Yetkisi Bulunduğu - Ret İle Sonuçlanan Davada Hukuk Müşavirinin Süresinde Savunmasını Yaptığı ve Hukuki Yardımda Bulunduğu/Vekalet Ücretine Hak Kazandığı)
• VEKALET ÜCRETİ (İdarenin 659 Sayılı Yasaya İstinaden Vekil Sıfatını Haiz Hukuk Müşavirliğince Temsil Edildiği - Ret İle Sonuçlanan Davada Hukuk Müşavirinin Süresinde Savunmasını Yaptığı ve Hukuki Yardımda Bulunduğu/Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca Davalı Lehine Vekalet Ücretine Hükmedilmesi Gerektiği)
KHK-659/m.6/2
ÖZET : Dava, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli personel statüsünde öğretmen olarak görev yapmakta iken, KPSS puanı üstünlüğüne göre kadroya atanan davacının, sözleşmeli öğretmenlikte geçen hizmet sürelerinin sayılarak zorunlu hizmet yükümlülüğünden muaf tutulması talebiyle yaptığı başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Hukuk müşavirlerinin, 659 Sayılı KHK'nın 6. maddesinin 2. fıkrasında yer alan amir hüküm uyarınca, adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla idareleri doğrudan temsil etme yetkisi bulunmaktadır. Bu nedenle, idareler adına hukuk müşavirleri tarafından verilen ve imzalanan savunma dilekçelerinin, "Bakan adına hukuk müşaviri" sıfatıyla imzalanması ile doğrudan hukuk müşaviri adına imzalanması arasında herhangi bir fark olmayıp, söz konusu husus, ilgili idarenin 659 Sayılı Yasa'ya istinaden vekil sıfatını haiz hukuk müşavirliğince temsil edildiği sonucunu değiştirmemektedir. Bu durumda, "ret" ile sonuçlanan davada, hukuk müşavirinin süresinde savunmasını yaptığı ve hukuki yardımda bulunduğu, dolayısıyla, vekalet ücretine hak kazandığı görüldüğünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte iken, adı geçen idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde yasal isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
İstemin Özeti : Şanlıurfa İdare Mahkemesi'nce verilen 12/06/2014 günlü, E:2013/545, K:2014/1693 Sayılı kararın, davalı tarafından, vekalet ücretine dair kısmı yönünden; dilekçede yazılı sebeplerle 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Cevabın Özeti : Cevap verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının, vekalet ücretine dair kısmı yönünden bozulması gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:
KARAR : Dava, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli personel statüsünde öğretmen olarak görev yapmakta iken, KPSS puanı üstünlüğüne göre kadroya atanan davacının, sözleşmeli öğretmenlikte geçen hizmet sürelerinin sayılarak zorunlu hizmet yükümlülüğünden muaf tutulması talebiyle yaptığı başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Şanlıurfa İdare Mahkemesi'nin 12/06/2014 günlü, E:2013/545, K:2014/1693 Sayılı kararıyla dava reddedilmiş; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 750,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı ne verilmesine hükmedilirken, diğer davalı nın hukuk müşavirinin savunma dilekçesini vekaleten vermediği, Bakan adına verdiği gerekçesiyle lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünde karar verilmiştir.
Davalı ; 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının vekalet ücretine dair kısmı yönünden temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
02/11/2011 günlü, 28103 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 6. maddesinin 2. fıkrasında, idareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisinin, hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara ait olduğu; 14. maddesinin 1. fıkrasında da, tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edileceği kuralına yer verilmiş olup, anılan kuralda bahsi geçen "ilgili mevzuat" ibaresinden, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu ile söz konusu Kanun'un 168. maddesinde değinilen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin anlaşılması gerekmektedir. Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 2577 Sayılı Kanun'un 31. maddesinin gönderme yaptığı, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesinde, yargılama giderlerinin, davayı kaybeden tarafa yükleneceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin, taraf lehine hükmedileceği; 323. maddesinde de, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu hükme bağlanmıştır.
28/12/2013 günlü, 28865 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve bu günden itibaren karar verilen davalarda uygulanacak olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2. maddesinde, bu Tarifede yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin ücreti karşılığı olduğu, 3. maddesinde de, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, ekli Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağı, bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı kuralı getirilmiştir.
Temyize konu kararda, nın hukuk müşavirinin savunma dilekçesini vekaleten vermediği, Bakan adına verdiği ve bu sebeple adı geçen davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği belirtilmiştir.
Oysa, hukuk müşavirlerinin, 659 Sayılı KHK'nın 6. maddesinin 2. fıkrasında yer alan amir hüküm uyarınca, adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla idareleri doğrudan temsil etme yetkisi bulunmaktadır.
Bu nedenle, idareler adına hukuk müşavirleri tarafından verilen ve imzalanan savunma dilekçelerinin, "Bakan adına hukuk müşaviri" sıfatıyla imzalanması ile doğrudan hukuk müşaviri adına imzalanması arasında herhangi bir fark olmayıp, söz konusu husus, ilgili idarenin 659 Sayılı Yasa'ya istinaden vekil sıfatını haiz hukuk müşavirliğince temsil edildiği sonucunu değiştirmemektedir.
Bu durumda, "ret" ile sonuçlanan davada, nın vekili olan hukuk müşavirinin süresinde savunmasını yaptığı ve hukuki yardımda bulunduğu, dolayısıyla, vekalet ücretine hak kazandığı görüldüğünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte iken, adı geçen idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde yasal isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; davalı 'nın temyiz isteminin kabulüyle, Şanlıurfa İdare Mahkemesi'nce verilen 12/06/2014 günlü, E:2013/545, K:2014/1693 Sayılı kararın, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine dair kısmı yönünden, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibariyle yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 3622 Sayılı Kanun'la değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarda belirtilen hususlar da gözetilerek bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme'ye gönderilmesine, tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde Danıştay'a kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 08.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

SORU CEVAP

captchaImg