AVŞAR HUKUK BÜROSU

D9D E. 2012/1487-K. 2015/1037

T.C.
DANIŞTAY
9. DAİRE
E. 2012/1487
K. 2015/1037
T. 12.3.2015
• KATMA DEĞER VERGİSİ İADESİ ( Maliye Bakanlığının KDV İadesine Dair Usul ve Esasları Belirlemede Yetkili Olduğu Yetkinin İade Talebinin Nereye ve Nasıl Yapılacağı Hangi Belgelerin Aranacağı Gibi İşlemlerle Sınırlı Olduğu - İade Taleplerinin Sadece Döneminde Verilen Beyanname ile Yapılacağı Şeklindeki Tebliğname ile Getirilen Sınırlamanın Hukuka Uyarlı Olmadığı )
• KATMA DEĞER VERGİSİ İADESİNİN DÖNEMİNDE VERİLEN BEYANNAME İLE SINIRLANDIRILMASI ( Kanunda Verilen Bir Yetki Olmadığı İade Talebinin Döneminde Verilen Beyanname ile Sınırlandırılmasının Hukuka Uyarlı Olmadığı - Düzeltme Beyannamesiyle Yapılan İade Talebinin Döneminde Olmadığı Gerekçesiyle Reddinin İsabetli Olmadığı )
3065/m. 28, 29
ÖZET : Dava, inşaat ve müteahhitlik faaliyeti ile uğraşan davacının indirimli orana tabi satışları sebebiyle doğan katma değer vergisi alacağının iadesini verilen düzeltme beyannamesi ile talep edildiği, davacının iade talebinin 85 ve 96 seri numaralı Maliye Bakanlığı Genel Tebliğler dayanak gösterilerek iadenin düzeltme beyannamesi verilmek suretiyle istenilemeyeceğinden bahisle reddine ilişkindir. Katma değer vergisi iadesine dair usul ve esasların belirlenmesinde Maliye Bakanlığı yetkili kılınmış ise de, söz konusu yetkinin, iade talebinin nereye ve nasıl yapılacağı, iade işleminde hangi belgelerin aranılacağı gibi düzenlemelerle sınırlı olduğunun kabulü zorunlu olup; hakkın özüne dokunabilecek bir düzenlemenin tebliğ ile yapılması söz konusu olamaz.Yürürlükte bulunan vergi kanunlarında, iade taleplerinin sadece döneminde verilen beyanname ile yapılacağı şeklinde herhangi bir sınırlandırma öngörülmediğinden, davacının düzeltme beyannamesi ile yaptığı iade talebinin Genel Tebliğlerdeki sınırlandırma dikkate alınarak reddedilmesinde ve açılan davanın aynı gerekçeyle reddi yolundaki Vergi Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.
DAVA : İstemin Özeti: Davacı tarafından 2009 yılına dair indirimli orana tabi işlemlerden doğan katma değer vergisi alacağının iadesi talebiyle yapılan başvurunun reddine dair 10.2.2011 tarih ve 3001 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul 10. Vergi Mahkemesi'nin 18.10.2011 tarih ve E: 2011/725, K: 2011/2603 Sayılı kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir.
Cevabın Özeti: Cevap verilmemiştir.
Tetkik Hakimi Düşüncesi: Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği görüşüldü:
KARAR : Uyuşmazlıkta, davacı tarafından 2009 yılına dair indirimli orana tabi işlemlerden doğan katma değer vergisi alacağının iadesi talebiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davayı; olayda, 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29. maddesinin 2. fıkrasıyla tanınan yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığınca çıkarılan 85 ve 96 Seri numaralı Katma Değer Vergisi Genel Tebliğlerinde öngörüldüğü şekilde, indirimli orana tabi işlemlerle ilgili katma değer vergisi alacakları için süresinde verdiği beyanname ile iade hakkını kullanmayıp yüklendiği vergileri indirim konusu yapmayı tercih eden davacının, daha sonra verdiği düzeltme beyannamesi ile iade talebinde bulunması mümkün olmadığından, bu doğrultuda tesis edilen davalı idare işleminde yasal isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle reddeden Vergi Mahkemesi kararının; genel tebliğ ile hakkın kullanılmasının sınırlanamayacağı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesi 2. fıkrasında "bir vergilendirme döneminde indirilecek katma değer vergisi toplamı, mükellefin vergiye tabi işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki fark sonraki dönemlere devrolunur ve iade edilmez. Şu kadarki, 28. madde uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar Kurulunca tespit edilecek sınırı aşan vergi, bu mükelleflerin vergi ve sosyal sigorta prim borçları, genel ve katma bütçeli idareler ile belediyelere olan borçlarına yada döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin %51'i veya daha fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmeler ile organize sanayi bölgelerden temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine dair borçlarına mahsuben ödenir. Yılı içinde mahsuben iade edilemeyen vergi izleyen yıl içinde talep edilmesi şartıyla nakden veya mükellefin yukarda sayılan borçlarına mahsuben iade edilir. Bakanlar Kurulu vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, iade hakkını kısmen veya tamamen ya da amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisi ile sınırlı olmak üzere kaldırmaya, Maliye Bakanlığı, bu fıkranın uygulanmasına dair usul ve esasları belirlemeye yetkilidir" hükmüne yer verilmiştir.
Söz konusu fıkrada tanınan yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığınca çıkarılan 85 Seri numaralı Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin 4.bendinde, "ilgili yılın Ocak-Kasım arasındaki dönemlerde verilecek beyannamelerde iade hakkını kullanmayıp yüklendiği vergileri indirim konusu yapmayı tercih eden mükelleflerin, daha sonra düzeltme beyannameleri ile iade talebinde bulunmalarının söz konusu olmadığı", 96 seri numaralı Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin son paragrafında da; "indirimli orana tabi işlemlerle ilgili katma değer vergisi alacakları için süresinde iade talebinde bulunmayan mükelleflerin daha sonra düzeltme beyannameleri vererek iade talebinde bulunmalarının mümkün olmadığı" kuralı konulmuştur.
Dosyanın incelenmesinden, inşaat ve müteahhitlik faaliyeti ile uğraşan davacının 2009 yılındaki indirimli orana tabi satışları sebebiyle doğan katma değer vergisi alacağının iadesini 31.12.2009 tarihinde verilen düzeltme beyannamesi ile talep edildiği, davacının iade talebi yukarda anılan 85 ve 96 seri numaralı Genel Tebliğler dayanak gösterilerek iadenin düzeltme beyannamesi verilmek suretiyle istenilemeyeceğinden bahisle reddedildiği görülmektedir.
3065 Sayılı Kanunun 29. maddesinin 2. fıkrasında, fıkranın uygulanmasına dair usul ve esasların belirlenmesinde Maliye Bakanlığı yetkili kılınmış ise de, söz konusu yetkinin, iade talebinin nereye ve nasıl yapılacağı, iade işleminde hangi belgelerin aranılacağı gibi düzenlemelerle sınırlı olduğunun kabulü zorunlu olup; hakkın özüne dokunabilecek bir düzenlemenin tebliğ ile yapılması söz konusu olamaz. Aksi düşünce; yani kanunla düzenlenmesi gereken bir konunun tebliğ ile düzenlenmesi, olayda olduğu gibi, kanunda öngörülmeyen bir sınırlamanın tebliğ ile getirilmesi, kuvvetler ayrılığı ilkesine ters düşeceği gibi, fonksiyon gaspına da yol açacağı kuşkusuzdur.
Bu durumda, yürürlükte bulunan vergi kanunlarında, iade taleplerinin sadece döneminde verilen beyanname ile yapılacağı şeklinde herhangi bir sınırlandırma öngörülmediğinden, davacının düzeltme beyannamesi ile yaptığı iade talebinin Genel Tebliğlerdeki sınırlandırma dikkate alınarak reddedilmesinde ve açılan davanın aynı gerekçeyle reddi yolundaki Vergi Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, İstanbul 10. Vergi Mahkemesi'nin 18.10.2011 tarih ve E:2011/725, K:2011/2603 Sayılı kararının BOZULMASINA, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 12.3.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
3065 Sayılı Kanunun 29. maddesinin 2. fıkrasında, fıkranın uygulanmasına dair usul ve esasların belirlenmesinde Maliye Bakanlığı yetkili kılınmış ise de, söz konusu yetkinin, iade talebinin nereye ve nasıl yapılacağı, iade işleminde hangi belgelerin aranılacağı gibi düzenlemelerle sınırlı olduğunun kabulü zorunlu olup; hakkın özüne dokunabilecek bir düzenlemenin tebliğ ile yapılması söz konusu olamaz. Aksi düşünce; yani kanunla düzenlenmesi gereken bir konunun tebliğ ile düzenlenmesi, olayda olduğu gibi, kanunda öngörülmeyen bir sınırlamanın tebliğ ile getirilmesi, kuvvetler ayrılığı ilkesine ters düşeceği gibi, fonksiyon gaspına da yol açacağı kuşkusuzdur. Ancak süresinde verilen beyannamede iade hakkını kullanmayan davacının, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununda mükelleflerin düzeltme beyannamesi verebileceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığından, süresinden sonra verilen düzeltme beyannamesinde iade talebinde bulunamayacağından Vergi Mahkemesi kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.

SORU CEVAP

captchaImg