AVŞAR HUKUK BÜROSU

Y18CD E. 2015/12370-K. 2016/2083

T.C.

YARGITAY

18. CEZA DAİRESİ

E. 2015/12370

K. 2016/2083

T. 8.2.2016

• KİŞİLERİN HUZUR VE SÜKUNUNU BOZMA SUÇU (Askerde Bulunan Sanığın Annesine Yapılan Tebliğ Usulüne Uygun Olmadığı - Sanığın Yokluğunda Yapılan Duruşmayla Hükmün Açıklanmasına Karar Verilmesi Hukuka Aykırı Bulunduğu)

• ASKER SANIK (Hükmün Açıklanması Duruşmasına Dair Tebliğin Sanığın Askerde Bulunduğu Tarihinde Adreste Bulunan Annesine Yapıldığı - Sanığa Yapılan Tebligatın Tebligat Kanunu'nun 14. Md. Gereğince Usulüne Uygun Olmadığı/Sanığın Yokluğunda Yapılan Duruşmayla Hükmün Açıklanmasına Karar Verilmesi Bozma Nedeni Olduğu)

• HÜKMÜN AÇIKLANMASI DURUŞMASI (Sanığın Yokluğunda Yapılan Duruşmayla Hükmün Açıklanmasına Karar Verilmesi Doğru Olmadığı - Sanığın Askerde Bulunduğu Tarihinde Adreste Bulunan Annesine Yapılan Tebliğin Tebligat Kanunu 14. Md. Aykırı Olduğu)

5237/m.123/1

7201/m.14

ÖZET : Dava; kişilerin huzur ve sükununu bozma suçuna ilişkindir. Hükmün açıklanması duruşmasına dair tebliğin sanığın askerde bulunduğu tarihinde adreste bulunan annesine yapıldığı, dolayısıyla askerde bulunan sanığa yapılan tebligatın Tebligat Kanunu'nun 14. maddesi gereğince usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır. Hüküm, sanığın yokluğunda yapılan duruşmada açıklanmıştır. Sanığın yokluğunda yapılan duruşmayla hükmün açıklanmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
DAVA : Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan sanık A. K.'nin, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 123/1 ve 62. Maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. Maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına dair Denizli 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 25/11/2010 tarihli ve 2010/4 esas, 2010/905 Sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içinde yeniden suç işlediğinden bahisle 5271 Sayılı Kanun'un 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına, 5237 Sayılı Kanun'un 123/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, dair aynı Mahkemenin 18/12/2012 tarihli ve 2010/4 esas, 2010/905 Sayılı ek kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.06.2014 gün ve 201494 Sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
KARAR : İstem yazısında: “5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu' nun 231/11. fıkrasında yer alan "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine dair yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, mahkemece duruşma açılarak sanığın celp edilmesi, varsa diyecekleri sorulup, anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkını kısıtlayacak biçimde yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 Sayılı CMK'nın “hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlığını taşıyan 231. maddesinin 1. fıkrasında "Duruşma sonunda, 232. maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak, gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır." 2. fıkrasında "Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir." 4. fıkrasında "Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir." hükümleri yer almaktadır.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 14. maddesi de: “Astsubaylar hariç olmak üzere erata yapılacak tebliğler, kıta kumandanı ve müessese amiri gibi en yakın üste yapılır.
Yukarıki fıkrada yazılı olanların haricindeki askeri şahıslara birlik veya müessesede tebligat yapılması icabeden ahvalde, tebliğin yapılmasını nöbetçi amiri veya subayı temin eder. Bunlar tarafından muhatabın derhal bulundurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa tebliğ kendilerine yapılır.” hükmünü haizdir.
İncelenen dosyada, Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan sanık A. K. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Denizli 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 25/11/2010 tarihli kararı ile 2 ay 15 gün hapis cezası verilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, kararın kesinleşmesinden sonra sanığın deneme süresi içerisinde, 02/05/2011 tarihinde kasten yaralama suçunu işlemesi nedeniyle, Denizli 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 08/06/2012 tarihli kararı ile mahkumiyetine karar verildiği, kararın 11/07/2012 tarihinde kesinleşmesi üzerine ihbarda bulunulduğu, mahkemesince ihbar üzerine duruşma açıldığı ancak sanığın savunması alınmadan, 18.12.2012 tarihli ek karar ile hükmün açıklanmasına karar verildiği, kesinleşen bu kararın Kanun yararına bozma konusu yapıldığı anlaşılmıştır. İhbar yazısı üzerine Denizli 3. Sulh Ceza Mahkemesince, CMK'nın231/11. maddesi uyarınca duruşma açılmasına ve sanığın meşruhatlı davetiye ile mahkemeye çağrılmasına dair tensip kararı verildiği, ancak adresinde bulunmayan sanık ile ilgili savunması alınmadan önceki mahkumiyet hükmünün açıklanmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanığa ait mahkumiyet kararı açıklandığı 18.12.2012 tarihinden itibaren hukuki sonuç doğurmaya başlayacağı için açıklanması yönünden CMK'nın 231/1-4 maddesinde öngörülen yönteme bağlıdır. Bu sebeple duruşmaya çağrılan sanığın oluşan yeni durum ve cezanın kişiselleştirilmesi uygulaması sebebiyle savunmasının alınması gerekmektedir. Ayrıca maddedeki yaptırımların yalnızca adli para cezası veya müsadereyi içermemesi sebebiyle CMK'nın 195. maddesinin uygulanma koşulu da bulunmamaktadır. Deneme süresi içerisinde suç işlenmiş olması sebebiyle yeniden duruşma açılmasının amacı, oluşan yeni durum karşısında duruşma açıldığından ve yargılamaya devam olunduğundan sanığın bir şekilde haberdar edilmesini ve savunma hakkının kısıtlanmasının önlenmesi amacını gütmektedir. Bununla birlikte, duruşmanın usulüne uygun olarak sanığa bildirilmesine karşın, duruşmaya katılmaması halinde önceki savunması ile yetinilerek, hüküm kurulabilecektir.
İncelenen somut olayda sanık A. K. 27.11.2011 ve 12.06.2013 tarihleri arasında askerdir. Hükmün açıklanması duruşmasına dair tebliğin sanığın askerde bulunduğu 10.09.2012 tarihinde adreste bulunan annesi N. K.'ye yapıldığı, dolayısıyla askerde bulunan sanığa yapılan tebligatın Tebligat Kanunu'nun 14. maddesi gereğince usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır. Hüküm, sanığın yokluğunda 18.12.2012 de yapılan duruşmada açıklanmıştır. Sanığın yokluğunda yapılan duruşmayla hükmün açıklanmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
SONUÇ : 1-) Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan sanık A. K. hakkında, Denizli 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 18/12/2012 tarihli ve 2010/4 esas, 2010/905 Sayılı ek kararının, CMK'nın 309. maddesi uyarınca Kanun Yararına BOZULMASINA,
2-) Savunma hakkının kısıtlanmasıyla ilgili bozma nedenine göre anılan yasa maddesinin 4/b fıkrası gereğince, mahkemesince yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulmasına, 08.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
 

SORU CEVAP

captchaImg