AVŞAR HUKUK BÜROSU

Y1HD E. 2016/541-K. 2016/2054

T.C.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/541
K. 2016/2054
T. 23.2.2016
• PAYDAŞLAR ARASINDA ECRİMİSİL İSTEMİ (Öncelikle Vesayet Makamından Husumete İzin Alınarak Vasi Huzuruyla Yargılamanın Sürdürülmesi ve Böylece Davanın Görülebilirlik Koşulunun Yerine Getirilmesi ve Bundan Sonra Bu Davacı Bakımından İşin Esası Hakkında Bir Karar Verilmesi ve Ayrıca Taşınmazın İki Odasında Halen Davacının Eşyalarının Bulunduğu Gözetilerek Bu Davacı Bakımından Davanın Reddi Gerektiği)
• VESAYET MAKAMINDAN HUSUMETE İZİN ALINACAĞI (Vasi Huzuruyla Yargılamanın Sürdürülmesi ve Böylece Davanın Görülebilirlik Koşulunun Yerine Getirilmesi ve Bundan Sonra Bu Davacı Bakımından İşin Esası Hakkında Bir Karar Verilmesi Gerektiği - Paydaşlar Arasında Ecrimisil İstemi)
• ECRİMİSİL İSTEMİ (Paydaşlar Arasında - Taşınmazın İki Odasında Halen Davacı Hatice'nin Eşyalarının Bulunduğu Gözetilerek Bu Davacı Bakımından Davanın Reddine Karar Verilmesi ve Diğer Davacılar Bakımından İse İhtarnamenin Tebliğ Edildiği Tarih İle Dava Tarihi Arasındaki Dönem İçin Belirlenecek Ecrimisilin Hüküm Altına Alınması Gerektiği)
4721/m.404/2,462/8,995
6100/m.52
ÖZET : Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir. Çekişmeye konu bağımsız bölümün tarafların mirasbırakanı adına kayıtlı olduğu, mirasbırakanın ölümüne kadar anılan taşınmazda kaldığı, sonrasında ise ikamet edilmek suretiyle davalı tarafından kullanıldığı, davalıya tebliğ edilen ihtarname ile intifadan men koşulunun gerçekleştiği dosya kapsamı ile sabittir. Hal böyle olunca, öncelikle; TMK'nin 462/8. ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 52. maddeleri uyarınca vesayet makamından husumete izin alınarak vasi huzuruyla yargılamanın sürdürülmesi ve böylece davanın görülebilirlik koşulunun yerine getirilmesi, bundan sonra bu davacı bakımından işin esası hakkında bir karar verilmesi, ayrıca taşınmazın iki odasında halen davacı Hatice'nin eşyalarının bulunduğu gözetilerek bu davacı bakımından davanın reddine karar verilmesi; diğer davacılar bakımından ise ihtarnamenin tebliğ edildiği tarih ile dava tarihi arasındaki dönem için belirlenecek ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
DAVA : Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne dair olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir.
Davacılar, ortak mirasbırakanları C. U. adına kayıtlı, kat irtifakı kurulu 8 parselde yer alan 14 numaralı bağımsız bölümün mirasbırakanın ölümünden beri davalı tarafından tek başına kullanıldığını, taşınmazdan yararlanmak istemelerine rağmen davalının buna karşı çıktığını, ihtarname keşide etmelerine rağmen sonuç alamadıklarını ileri sürerek, dava tarihinden önceki beş yıllık süre için ecrimisil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, mirasbırakana ait olan 26 ve 68 parsel sayılı taşınmazların gelirinin davacılar tarafından alındığını, davaya konu bağımsız bölümün iki odasını kullandığını, üç odasını ise anne babasının eşyalarının olması sebebiyle kullanmadığını, mirasbırakanın ölümü ile dava tarihinden önceki 1 yıl arasında geçen sürede davacı Hatice'nin de taşınmazda oturduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıların iddiasının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu kat irtifakı kurulu 8 parselde yer alan 14 numaralı bağımsız bölümün tarafların mirasbırakanı C. U. adına kayıtlı olduğu, mirasbırakan Celal'in 21.11.2013 tarihinde öldüğü, geride davanın taraflarını mirasçı olarak bıraktığı, taşınmazın, bir dönemi davacı kısıtlı Hatice ile birlikte olmak üzere davalı tarafından ikamet edilmek suretiyle kullanıldığı, taşınmazın iki odasında halen davacı Hatice'nin eşyalarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 404/2. maddesi uyarınca, görevlerini yaparken vesayeti gerektiren ehliyetsizlik halinin varlığını öğrenen nüfus memurları, idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar. Ehliyetsizlik, kamu düzenini ilgilendirdiğinden hakim tarafından re'sen gözetilmesi gereken, iradeyi ortadan kaldıran bir nedendir. Hukuksal ehliyetten yoksun bulunan bir kişinin yaptığı tüm işlemler yok hükmünde olacağı gibi, böyle bir kişinin bizzat dava açmasına ve yargılamayı yürütmesine yasal olanak da yoktur.
Somut olayda, davacı Hatice'ye Düzce 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 23/12/209 tarih 2009/1227 Esas ve 2009/1255 Karar sayılı ilamı ile davacı Cevat U.'un vasi olarak atandığı, eldeki davanın da diğer davacılar ve davacı Hatice'ye vesayeten vasi Cevat tarafından açıldığı, ancak vesayet makamından alınmış husumete izin kararının dosya içerisinde bulunmadığı görülmektedir.
Öte yandan; kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza dair elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı).
Somut olayda; çekişmeye konu bağımsız bölümün tarafların mirasbırakanı adına kayıtlı olduğu, mirasbırakanın ölümüne kadar anılan taşınmazda kaldığı, sonrasında ise ikamet edilmek suretiyle davalı tarafından kullanıldığı, 02.08.2011 tarihinde davalıya tebliğ edilen 28.07.2011 tarihli ihtarname ile intifadan men koşulunun gerçekleştiği dosya kapsamı ile sabittir.
Hal böyle olunca, öncelikle; TMK'nin 462/8. ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 52. maddeleri uyarınca vesayet makamından husumete izin alınarak vasi huzuruyla yargılamanın sürdürülmesi ve böylece davanın görülebilirlik koşulunun yerine getirilmesi, bundan sonra bu davacı bakımından işin esası hakkında bir karar verilmesi, ayrıca taşınmazın iki odasında halen davacı Hatice'nin eşyalarının bulunduğu gözetilerek bu davacı bakımından davanın reddine karar verilmesi; diğer davacılar bakımından ise ihtarnamenin tebliğ edildiği 02.08.2011 tarihi ile dava tarihi arasındaki dönem için belirlenecek ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
SONUÇ : Davalı Nevzat K.'ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan sebeplerle (6100 Sayılı Kanun'un geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 Sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene iadesine, 23.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

SORU CEVAP

captchaImg