AVŞAR HUKUK BÜROSU

Y10HD E. 2015/8720-K. 2016/2655

T.C.
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/8720
K. 2016/2655
T. 8.3.2016
• YERSİZ BAĞLANAN YAŞLILIK AYLIĞI SEBEBİYLE OLUŞAN KURUM ZARARININ TAHSİLİ İSTEMİ (Yargılama Süreci İçerisinde İlk Yaşlılık Aylığı Bağlanan Tarihteki Şartları Haiz Olması Sebebiyle Davacıya Tekrar Yaşlılık Aylığı Bağlandığı - Yersiz Yaşlılık Aylığı Ödenmesi Söz Konusu Olmadığı/Davanın Reddine Karar Verileceği)
• TALEPLE BAĞLILIK İLKESİ (Yersiz Bağlanan Yaşlılık Aylığı Sebebiyle Oluşan Kurum Zararının Tahsili İstemi - H.M.K.'nun 26. Md. Aykırı Olarak Talep Olmamasına Karşın Asıl Alacağa Faiz İşletilmiş Olmasında İsabet Bulunmadığı)
• FAİZE FAİZ İŞLETİLEMEYECEĞİ (Yersiz Bağlanan Yaşlılık Aylığı Sebebiyle Oluşan Kurum Zararının Tahsili İstemi - 818 S. Borçlar Kanunu'nun 104/Son Md. Hükmünde Emredici Biçimde İşlemiş Faize Temerrüt Faizi Yürütülemeyeceği Belirtildiği/Mahkemece Faize Faiz İşletilmesine Karar Verilmiş Olması Doğru Olmadığı)
• YARGILAMA SÜRECİNDE YAŞLILIK AYLIĞININ TEKRAR BAĞLANMASI (Davacının İlk Yaşlılık Aylığı Bağlanan Tarihteki Şartları Haiz Olması Sebebiyle Tekrar Yaşlılık Aylığı Bağlandığı - Davacının 506 S. Kanun'un 60/C-B Md. Düzenlenen Şartlara Haiz Olduğu/Davanın Reddedileceği - Yersiz Bağlanan Yaşlılık Aylığı Sebebiyle Kurum Zararının Tahsili İstemi)
506/m.60/C-b
6100/m.26
818/m.104/ son
6762/m.8/2
ÖZET : Dava, yersiz bağlanan yaşlılık aylığı sebebiyle oluşan Kurum zararının tahsili istemine ilişkindir. Yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra davacının defalarca kontrol muayenesine tabi tutulduğu; kontrol muayene raporunun usulüne uygun düzenlenmemiş olması sebebiyle Kuruldan istenen değerlendirmenin yapılamadığı görülmekte olup; yargılama süreci içerisinde olur ile, ilk yaşlılık aylığı bağlanan tarihdeki (sakatlık indiriminden yaşlılık aylığı bağlanması için gereken) şartları haiz olması sebebiyle davacıya tekrar yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; ilk yaşlılık aylığı bağlandığı tarihten itibaren davacının yaşlılık aylığı bağlanması için 506 Sayılı Kanun'un 60/C-b maddesinde düzenlenen şartlara haiz olduğu belirgin olmakla yersiz yaşlılık aylığı ödenmesi sözkonusu olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekir.
HMK.'nın 26. maddesine aykırı olarak talep olmamasına karşın asıl alacağa faiz işletilmiş olması ve 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 104/ son maddesi hükmünde emredici biçimde işlemiş faize temerrüt faizi yürütülemeyeceği belirtilmiş, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 8/2. maddesinde ise, faize tekrar faiz yürütülmesinin yalnızca cari hesaplarla borçlu bakımından ticari iş mahiyetinde olan karz akitlerinde geçerli olduğu öngörülmüştür. Bu istisnalar dışında faize faiz yürütülemeyeceği kuşkusuzdur. Somut olayda alacağın yersiz yaşlılık aylığı ödemesinden kaynaklandığı ve istisnalara girmediği gözetilmeksizin faize faiz işletilmesine karar verilmiş olması da isabetsizdir.
DAVA : Dava, yersiz bağlanan yaşlılık aylığı sebebiyle oluşan Kurum zararının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmü, tarafların avukatlarının temyiz etmeleri üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
KARAR : 1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum avukatının temyiz itirazlarının REDDİNE;
2-)Davalının avukatının temyiz itirazlarına gelince;
a-)Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, Maliye Bakanlığınca Vergi Usul Kanununun 31. maddesinde öngörülen yönteme göre belirlenen % 65 oranındaki sakatlığı sebebiyle vergi indiriminden yararlanma hakkı tanınmış olan davacı sigortalıya 506 Sayılı Kanun'un 60/C-b maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlanmasına dayanak alınan sağlık raporunun gerçeği yansıtmadığı şüphesiyle Kurumca kontrol muayenesine tabi tutulmak istenen davacının, sevk işlemlerini tamamlamadığı gerekçesiyle bağlandığı tarihten itibaren itibaren iptal edilen yaşlılık aylıklarının tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
506 Sayılı Kanun'un yaşlılık aylığı bağlanan tarihte yürürlükte olan şekli ile, 60/C-b maddesi, “sakatlığı sebebiyle gelir vergisi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olan sigortalıların yaşları ne olursa olsun en az 15 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla yaşlılık aylığından yararlanacaklarını” öngörmekte olup, bu koşulların başında ise öncelikle ve özellikle “sakatlığı sebebiyle gelir vergisi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olmak” hususunun saptanması önem arzetmektedir. Anılan hususun saptanması işi ise, 199 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 3239 Sayılı Kanunla değişik 31/2. maddesine göre, sakatlık indiriminden yararlanmak için yetkili hastanelerin sağlık kurullarından alınan raporla Maliye Bakanlığı bünyesindeki “Merkez Sağlık Kurulu” tarafından değerlendirilerek iş gücü kaybı oranları ve buna göre sakatlık dereceleri belirlenmekte ve bu belirlemeye dayalı olarak da ilgili şahsın vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanıp kazanmadığına, yine idarece karar verilmektedir.
Bu durumda, sakatlığı sebebiyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazandığına dair verilen bu idari kararın sigortalının tahsis talebiyle birlikte Kuruma ulaşmasıyla, diğer koşulların da varlığı halinde sigortalıya anılan Kanun'un 60/C-b maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlanması da yasal bir gereklilik olmaktadır.
506 Sayılı Kanun'un bahsi geçen 60/C-b maddesinde, 4958 Sayılı Kanun'un 34. maddesiyle yapılan değişiklik ile, “sakatlığı sebebiyle vergi indiriminden yararlanılması dolayısıyla yaşlılık aylığına hak kazanarak yaşlılık aylığı almakta olanlar Kurumca kontrol muayenesine tabi tutulurlar” hükmü getirilmiş bulunmakla, bu gibilerin sakatlık indiriminden yararlanma koşullarını muhafaza edip etmediklerinin Kurum tarafından denetlenmesine ve değerlendirilmesine imkan tanınmıştır. Böylece kendilerine daha önce, anılan 60/C-b maddesine dayalı olarak yaşlılık aylığı bağlanmış olanlar için, sonradan değişen durum sebebiyle bu aşamada, yasa koyucu tarafından anılan yasa maddesinde yapılan değişiklikle, konunun 506 Sayılı Kanun çerçevesinde çözümlenmesi amaçlanmış olmakla, ön mesele olarak karşımıza çıkan Maliye Bakanlığınca sakatlık indiriminden yararlanmaya dair ilk kararın idari yoldan kaldırtılmasına (iptaline) de gerek kalmaksızın, bu çerçevede sigortalı ile Kurum arasında çıkan benzeri ihtilafların idari yargı yerinde değil iş mahkemeleri bünyesinde görülerek çözüme kavuşturulması olanaklı hale gelmiş bulunmakla, mahkemenin, davaya bakmış olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, sürekli iş göremezlik, malullük hali ve kontrol muayenelerinin belirlenmesinde izlenecek yol; 506 Sayılı Kanun'un 109. maddesinde (5510 Sayılı Kanun'un “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95. maddesinde) hükme bağlanmıştır. Buna göre, kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'na itiraz hakları mevcut olup, Kurulun verdiği karar ... yönünden bağlayıcı olmasına karşın, sigortalı açısından aynı durum sözkonusu değildir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra davacının defalarca kontrol muayenesine tabi tutulduğu; kontrol muayene raporunun usulüne uygun düzenlenmemiş olması sebebiyle Kuruldan istenen değerlendirmenin yapılamadığı görülmekte olup; yargılama süreci içerisinde olan 24.11.2013 olur tarihi ile, ilk yaşlılık aylığı bağlanan tarihdeki (sakatlık indiriminden yaşlılık aylığı bağlanması için gereken) şartları haiz olması sebebiyle 01.08.2013 tarihinden itibaren davacıya tekrar yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; ilk yaşlılık aylığı bağlandığı tarihten itibaren davacının yaşlılık aylığı bağlanması için 506 Sayılı Kanun'un 60/C-b maddesinde düzenlenen şartlara haiz olduğu belirgin olmakla yersiz yaşlılık aylığı ödenmesi sözkonusu olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
b-)Kabule göre, HMK.'nın 26. maddesine aykırı olarak talep olmamasına karşın asıl alacağa faiz işletilmiş olması;
c-)818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 104/ son maddesi hükmünde emredici biçimde işlemiş faize temerrüt faizi yürütülemeyeceği belirtilmiş, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 8/2. maddesinde ise, faize tekrar faiz yürütülmesinin yalnızca cari hesaplarla borçlu bakımından ticari iş mahiyetinde olan karz akitlerinde geçerli olduğu öngörülmüştür. Bu istisnalar dışında faize faiz yürütülemeyeceği kuşkusuzdur. Somut olayda alacağın yersiz yaşlılık aylığı ödemesinden kaynaklandığı ve istisnalara girmediği gözetilmeksizin faize faiz işletilmesine karar verilmiş olması; isabetsizdir.
O hâlde, davalı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem hâlinde davalıya iadesine, 08.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

SORU CEVAP

captchaImg