AVŞAR HUKUK BÜROSU

Y11HD E. 2015/3914-K. 2016/1543

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/3914
K. 2016/1543
T. 16.2.2016
• TİCARİ SATIMDAN KAYNAKLANAN SEMENİN TENZİLİ (İpotek Kaydı İle Alınan Taşınmazın Satışı Sonrası Elde Edilen Tüm Paranın Bankanın Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacağına Mahsuben Ödendiği - Davacıların Sorumluluğunun da Ancak Satılan Taşınmazın Bedeli Nispetinde Olacağı/Davacıların Davasının Kabulü Gerektiği)
• İPOTEKLİ TAŞINMAZIN SATIŞI (Davacıların Murisi Tarafından Kredi Sözleşmesinin Asıl Borçlusuna Kefil Olan Kişiden İpotek Kaydı İle Alınan Taşınmazın Satışı Sonrası Elde Edilen Tüm Paranın Bankanın Sözleşmeden Kaynaklanan Alacağına Mahsuben Ödendiği - Davacıların Sorumluluğunun Ancak Satılan Taşınmazın Bedeli Nispetinde Olacağı)
• TASARRUFUN İPTALİ (Müteveffaya İcrada Yapılan Satıştan Elde Edilen Bedelden İpotekli Takipteki Tahsili Gereken Miktar Düşüldükten Sonra Geriye Kalan Miktardan Sorumlu Tutulmasına Karar Verildiği/Davacıların Sadece Satılan İpotekli Taşınmazın Değeri Nispetinde Sorumlu Olacağı - Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili)
2004/m.283
ÖZET : Dava, ticari satımdan kaynaklanan semenin tenzili istemine ilişkindir. Davacılar sadece satılan ipotekli taşınmazın değeri nispetinde sorumlu olacaklardır. Zira bu husus tasarrufun iptaline konu dava sonucunda kurulan ve kesinleşen hükümde de belirtilmiş ve müteveffaya icrada yapılan satıştan elde edilen bedelden ipotekli takipteki tahsili gereken miktar düşüldükten sonra geriye kalan miktardan sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. Bu itibarla, davacıların murisi tarafından, bankanın kredi sözleşmesinin asıl borçlusuna kefil olan kişiden ipotek kaydı ile alınan taşınmazın satışı sonrası elde edilen tüm paranın bankanın kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağına mahsuben ödendiği anlaşıldığından ve davacıların sorumluluğunun da ancak satılan taşınmazın bedeli nispetinde olacağından davacıların davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi yönünde hüküm tesis edilmesi doğru bulunmamıştır.
DAVA : Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02/12/2014 tarih ve 2014/408-2014/463 Sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16/02/2016 günü hazır bulunan davacılar vekili ile davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacılar vekili, Tasfiye Halinde Türk Ticaret Bankası A.Ş'nin Göztepe Şubesi tarafından asıl borçlu G... Ltd. Şti. ve kefili M. Z. G. aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 1998/18733 esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, bu takip dosyasında borcun karşılanamadığı gerekçesiyle bankaca, Kefil M. tarafından müteveffa M. K.'e satılan taşınmazın düşük bedelle satıldığı gerekçesiyle İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde tasarrufun iptali davası açıldığını, bu davanın sonuçlandığı ve hükmün 27.04.2007'de kesinleştiğini, bu kararın İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün 2004/11336 esas sayılı dosyasından ilamlı icra takibine konduğunu, kararda M. K.'e satılan taşınmazın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takiple satıldığından davanın bedele dönüştüğü ve davalı M. K.'ün icraca yapılan satıştan elde edilen bedelden, ipotekli takipteki tahsili gereken miktar düşüldükten sonra, geriye kalan miktardan davaya konu olan İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 1998/18733 esas sayılı takip dosyasına konu edilen alacak ve ferileri geçmemek üzere nakden sorumlu tutulmalarına karar verildiğini, karardan da görüleceği üzere İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün 2004/11336 esas sayılı dosya ile yapılan takipteki alacak bedelinin İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 1998/18733 esas sayılı takip dosyasına konu edilen alacak ve ferilerini geçmemek zorunda olduğunu, dava esnasında borçlular tarafından İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 1998/18733 esas sayılı takip dosyasına 14.729 TL ödeme yapılarak borç ödenmek suretiyle takibin sonuçlandığını, bu sebeple İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün dosyasının da sonuçlanmasının gerektiğini, takiben müvekkilleri tarafından İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün 2004/11336 esas sayılı takip dosyasına icra tehdidi altında ihtirası kayıtla 24.449,01 TL yatırıldığını, halbuki İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün takip dosyasına yapılan ödeme ile borç sona erdiğinden konusuz kalan ve İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün dosya borcundan dolayı borçlu olmadıklarını ileri sürerek müvekkillerinin borçlu bulunmadığının tespitiyle haksız tahsil edilen tutarın istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların dava tarihi olan 26.06.2013 itibarıyla davalı bankaya 4.174,80 TL asıl alacak ve 58.350,82 TL de birikmiş faiz ve feriler olmak üzere toplam 62.525.62 TL borçlu bulundukları, bu açıdan menfi tespite yönelik davacı taleplerine yönelik davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bentler dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Somut uyuşmazlıkta, Türk Ticaret Bankası tarafından dava dışı G... Ltd. Şti.'ye genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredinin geri ödenmemesi üzerine G... Ltd. Şti. ile kefiller T. G. ve M. G.'e icra takibi yapılmış, ancak takip sonucunda alacağın tahsil edilememiş olması gerekçesiyle kefil M. G. tarafından bu borç için Türk Ticaret Bankası'na ipotek olarak verilen taşınmazın davacıların mirasçısı M. K.'e satılması işlemine karşı tasarrufun iptali davası açılmıştır. Ayrıca bu dava sırasında, ipotekli taşınmaza yönelik de takip yapılmış ve bu taşınmaz icra kanalı ile satılmıştır. Yapılan satış sonrası elde edilen paranın 3.500 TL'lik kısmı ipotek bedeli olarak alacaklıya yani Türk Ticaret Bankası'na ödenmiş, kalan miktar da Türk Ticaret Bankası tarafından G... Ltd. Şti. ve kefillere yönelik başlatılan ipotek dışındaki miktara yönelik takip dosyasına gönderilmiştir. Bu takip sebebiyle de tasarrufun iptali davası tazminat davasına çevrilmiş ve bu şekilde hüküm kurulmuştur. Türk Ticaret Bankası tarafından tasarrufun iptali davası sonucu elde edilen bu ilam ile de takibe geçilmiş ve M. K.'ün mirasçıları olan davacılardan davaya konu edilen miktar tahsil edilmiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip sonucu elde edilen paradan kredi borcunun tahsili için yapılan takip dosyasına gönderilen paranın dosya borcunu karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi gerektiği, buna dair yapılan inceleme sonucunda da, paranın dosyaya 01/11/2000 tarihinde intikal etmiş olması sebebiyle takip tutarı 4.507,11 TL'ye işletilen akdi faiz sonucu yapılan ödemenin borcu karşılamadığı belirlenmiştir. Oysa, İcra İflas Kanunu'nun 283. maddesi hükmü uyarınca, iptal davasının üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taallük ettiği durumlarda, bu değerler nispetinde üçüncü şahsın nakden tazmine mahkum edileceği belirtilmiştir. Yani davacılar sadece satılan ipotekli taşınmazın değeri nispetinde sorumlu olacaklardır. Zira bu husus tasarrufun iptaline konu dava sonucunda kurulan ve kesinleşen hükümde de belirtilmiş ve M. K.'ün icrada yapılan satıştan elde edilen bedelden ipotekli takipteki tahsili gereken miktar düşüldükten sonra geriye kalan miktardan sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Bu itibarla, davacıların murisi tarafından, Türk Ticaret Bankası'nın kredi sözleşmesinin asıl borçlusuna kefil olan M. G.'den ipotek kaydı ile alınan taşınmazın satışı sonrası elde edilen tüm paranın Türk Ticaret Bankası'nın kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağına mahsuben ödendiği anlaşıldığından ve davacıların sorumluluğunun da ancak satılan taşınmazın bedeli nispetinde olacağından davacıların davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi yönünde hüküm tesis edilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu sebeple davacılar yararına bozulması gerekmiştir. 3-Davacıların faize yönelik temyiz itirazlarının bozma sebep ve şekline göre incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeple davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün yukarda yazılı sebeple davacılar yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte belirtilen sebeple bozma sebep ve şekline göre, faize yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.350 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

SORU CEVAP

captchaImg