AVŞAR HUKUK BÜROSU

Y11HDE. 2015/3555-K. 2016/1358

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/3555
K. 2016/1358
T. 11.2.2016
• DENİZ YOLU İLE TAŞINAN EMTİANIN ALICISINA HAKSIZ BİR ŞEKİLDE TESLİM EDİLMEDİĞİ İDDİASI (Zararın Tahsili İstemi - Navlun Borçlusunun Gönderilen Olan Davacı Değil Taşıtan Olan Dava Dışı Satıcı Olduğu/Mahkemece Davacının Zararın Artmasında Ağır Kusurlu Kabul Edilemeyeceği İlke Olarak Kabul Edilerek Sonuca Gidileceği)
• NAVLUN BORÇLUSU SATICI OLDUĞU (Deniz Yolu İle Taşınan Emtianın Alıcısına Haksız Bir Şekilde Teslim Edilmediği İddiasına Dayalı Tazminat İştemi - Navlun Teferruatından Olan Masrafların Ödenmediğinden Bahisle Davalının Hapis Hakkını Kullanması Yerinde Olmadığı/Mahkemece Davacının Artık Zararın Artmasında Ağır Kusurlu Olduğunun Kabul Edilmeyeceği)
• AĞIR KUSURLU KABUL EDİLMEME (Deniz Yolu İle Taşınan Emtianın Alıcısına Haksız Bir Şekilde Teslim Edilmediği İddiasına Dayalı Tazminat İştemi - Navlun Teferruatından Olan Masrafların Ödenmediğinden Bahisle Davalının Hapis Hakkını Kullanması Yerinde Olmadığı/Navlun Borçlusunun Gönderilen Olan Davacı Değil Taşıtan Olan Dava Dışı Satıcı Olduğu)
6762/m.1078
ÖZET : Dava, deniz yolu ile taşınan emtianın alıcısına haksız bir şekilde teslim edilmediği iddiasına dayalı aynen teslim ile emtianın teslim olunmamasından doğan zararın tahsili istemine ilişkindir. Navlun borçlusunun gönderilen olan davacı değil, taşıtan olan dava dışı satıcı olduğu, bu bağlamda navlun ve navlun teferruatından olan masrafların ödenmediğinden bahisle davalının hapis hakkını kullanmasının yerinde olmadığı hususu mahkemenin açıkça kabulündedir. Öte yandan davacı tarafından dava dilekçesinde eTTK'nın 1078. maddesi hükmüne dayalı olarak açıkça davaya konu emtianın teminat karşılığında davacıya tesliminin talep edilmiş olması karşısında kabulün aksine davacının artık zararın artmasında ağır kusurlu olduğu kabul edilmez. Bu durumda mahkemece, davacının zararın artmasında ağır kusurlu kabul edilemeyeceği ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
DAVA : Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23/10/2014 tarih ve 2014/492-2014/294 Sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09/02/2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, yurtdışında bulunan B... Tekstil Ltd. Şti. tarafından FSCU680530/0 TCLU403597/6 numaralı konteyner ile gönderilen malların 04/08/2008 tarihinde limana ulaştığını ve davalı tarafından teslim alındığını, ilk parti olan bu mallara dair davalı tarafından iki ayrı varış ihbarnamesi gönderildiğini, liman masraflarının talep edildiğini, davacı şirketin söz konusu masrafları 07/08/2008 tarihinde davalının hesabına ödendiğini, buna rağmen davalının malları davacıya teslim etmediğini, 12/08/2008 tarihinde NYKU4124415 NYKU4063161 TCKU 9092966 TCKU 9095501 numaralı konteynırlar ile gelen ve aynı firma tarafından gönderilen ikinci parti mallarında davalı tarafından teslim alındığını ve varış ihbarnamesinin davacıya bildirildiğini, birinci parti malları teslim etmeyen davalının ikinci parti mallara dair gönderdiği varış ihbarnamesinde haksız olarak navlun ücreti talep ettiğini, davacıya gönderilen her iki parti malın da aynı şirket tarafından aynı uluslararası taşıma usulü CIF ile gönderildiğini, CIF'li satışlarda navlun ve sigorta ücretlerinin varış limanına kadar gönderici firma tarafından karşılandığını, davacıya gönderilen her iki parti mala dair navlun ücretinin CIF 'li satış usulü olması sebebiyle gönderici firma tarafından karşılandığını, aksini ispat külfetinin davalıya ait olduğunu, gönderilen malları limanda teslim alarak davacıya teslim etmekle yükümlü olan davalının taşımadan doğan navlun ücretini talep etmesinin hukuki dayanağının olmadığını, hiçbir neden yokken davacıya gelen birinci parti malları teslim etmeyen davalının ikinci partiye dair olarak da haksız navlun bedeli talebinde bulunduğunu, malların teslim alınması davalının kusurlu davranışı ile geciktiğinden malların geç teslim alınmasından kaynaklanacak olan ardiye vb. giderlerinin de davalı tarafından karşılanması gerektiğini, davalının kusurlu davranışları sonucu malların teslim alınmaması sebebiyle davacıya verilmiş olan birçok siparişin iptal edildiğini, davacının birçok müşterisi ile olan ilişkilerinin bozuk olduğunu, davacının büyük zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, gönderilen malların davacıya teslimine karar verilmesini talep dava etmiş, ıslah dilekçesi ile istemini artırmıştır.Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, navlun sözleşmesinin kurulması yazılı bir şekil şartına bağlı da olmadığı, TTK'nın 1069. maddesi hükmüne göre navlun sözleşmesine göre üçüncü kişi konumunda olan davacının navlun ve teferruatından doğan masraflardan sorumlu olması için eşyanın gönderilene teslim edilmiş olması ve navlun sözleşmesi veya konişmentoya konu ücretin gönderilen tarafından ödeneceğine dair kayıt işlenmesinin gerektiği, davaya konu taşımaya esas konişmentolar da ücretin davacı gönderilen tarafından ödeneceğine dair herhangi bir kaydın bulunmadığı, navlun borçlusunun gönderilen olan davacı değil, taşıtan olan dava dışı satıcı olduğu, davalının dayanak eTTK'nın 1077. maddesi hükmüne göre muhatabı dava dışı satıcı olup, navlun ve navlun teferruatından olan masrafların ödenmediğinden bahisle hapis hakkını kullanmasının yerinde olmadığı, bu sebeple beş konteyner muhteviyatı emtianın davacıya aynen teslimine karar verildiği, davalının davacı tarafından emtianın teslim alınabilmesi için gerekli olan belgeleri vermemesi sonucu davacının aldığı iki siparişin iptal olunduğu ispatladığı, bu sipariş iptalleri nedeni ile davacının BK'nın 96. maddesi gereğince mahrum kaldığı karı talep hakkının bulunduğu, davalının emtia üzerinde rehin hakkını kullanması yerinde olmadığı gibi davacının da TTK'nın 1078. maddesi hükmüne göre davalının ödenmesini talep ettiği parayı mahkemece tayin edilecek yere yatırarak taşıyandan malları teslim alma imkanı var iken, 1078. maddesinde öngörülen imkanı kullanmamak sureti ile zararın artmasında kusurlu davrandığı, BK'nın 44. madde hükmüne göre TTK'nın 1078. maddesinde öngörülen imkandan yararlanarak malı teslim almayan davacının zararın artmasına sebep olması, emtianın değeri ile davalı taşıyan tarafından ödenmesi talep olunan miktar arasındaki fahiş fark nazara alındığında ağır kusurlu olduğu, belirlenen zararın TL karşılığı olan 161.918,56 TL üzerinden davacının ağır kusurlu oluşu nazara alınarak takdiren %80 oranında indirim yapılarak 32.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline hükmolunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, deniz yolu ile taşınan emtianın alıcısına haksız bir şekilde teslim edilmediği iddiasına dayalı aynen teslim ile emtianın teslim olunmamasından doğan zararın tahsili istemine dair olup, mahkemece yukarda yazılı gerekçe ile zararın artmasında ağır kusurlu olduğu sonucuna varılarak davacının %80 kusurlu olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde maddi tazminata hükmedilmiştir.
Oysa, navlun borçlusunun gönderilen olan davacı değil, taşıtan olan dava dışı satıcı olduğu, bu bağlamda navlun ve navlun teferruatından olan masrafların ödenmediğinden bahisle davalının hapis hakkını kullanmasının yerinde olmadığı hususu mahkemenin açıkça kabulündedir. Öte yandan davacı tarafından dava dilekçesinde eTTK'nın 1078. maddesi hükmüne dayalı olarak açıkça davaya konu emtianın teminat karşılığında davacıya tesliminin talep edilmiş olması karşısında kabulün aksine davacının artık zararın artmasında ağır kusurlu olduğu kabul edilmez.
Bu durumda mahkemece, yukarda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının zararın artmasında ağır kusurlu kabul edilemeyeceği ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 11.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

SORU CEVAP

captchaImg