AVŞAR HUKUK BÜROSU

Y14HD E. 2014/16744 K. 2016/1508

T.C.
YARGITAY
14. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/16744
K. 2016/1508
T. 8.2.2016
• ÖNALIM HAKKINA DAYALI TAPU İPTALİ VE TESCİL İSTEMİ (Önalım Davalarında Fiili Taksime Değer Verilmesi İçin Taksimin Yazılı Olarak Yapılması ya da Taşınmazın Çok Sayıda Paydaşının Bulunması Halinde Tüm Paydaşlar Tarafından Fiilen Kullanılan Bölümlerin Olmasının Gerekmediği)
• DÜRÜSTLÜK KURALINA AYKIRILIK (Önalım Hakkına Dayalı Tapu İptali ve Tescil İstemi - Davacının Kullandığı ve Davalıya Pay Satan Kişilerin Kullandığı Ayrı Ayrı Bölümler Var İse Satıcı Zamanında Kullanıma Karşı Çıkmayan Satışa Konu O Yerde Hak İddia Etmeyen Davacının Tapuda Pay Satışı Sebebiyle Önalım Hakkını Kullanması)
• FİİLİ TAKSİM (Önalım Davalarında Fiili Taksime Değer Verilmesi İçin Taksimin Yazılı Olarak Yapılması ya da Taşınmazın Çok Sayıda Paydaşının Bulunması Halinde Tüm Paydaşlar Tarafından Fiilen Kullanılan Bölümlerin Olmasının Gerekmediği - Önalım Hakkına Dayalı Tapu İptali ve Tescil İstemi)
4721/m.2,732
ÖZET : Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemidir. Önalım davalarında fiili taksime değer verilmesi için, taksimin yazılı olarak yapılması ya da taşınmazın çok sayıda paydaşının bulunması halinde tüm paydaşlar tarafından fiilen kullanılan bölümlerin olması gerekmez. Davacının kullandığı ve davalıya pay satan kişilerin kullandığı ayrı ayrı bölümler var ise satıcı zamanında kullanıma karşı çıkmayan, satışa konu o yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda pay satışı sebebiyle önalım hakkını kullanması TMK'nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Mahkemece, davaya konu taşınmazda fiili taksimin varlığı kabul edilerek davalı yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekir.
DAVA : Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.11.2013 gününde verilen dilekçeyle önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 16.09.2014 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Ş. T. vekili ve davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, 972 Sayılı parsel sayılı, 89.200 m2 miktarlı, tarla cinsli taşınmazda 30.000/89.200 pay maliki olduğunu, davalı S. Ş.'nın 16.04.2012 tarihinde 185/892 (18.500 m2) miktarlı hisseyi 500,00 TL; diğer davalı Ş. T.'ın 19.04.2012 tarihinde 407/892 (40.700 m2) miktarlı hisseyi 2.000,00 TL bedelle satın aldıklarını, satışa konu paylar yönünden önalım hakkına dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuştur.
Davalı S. Ş. vekili, mirasçı olarak 15.03.2012 tarihinde intikalden sonra kardeşlerinin payını 16.04.2012 tarihinde satın aldığını, davacının önalım hakkının bulunmadığını, ayrıca taşınmazda fiili taksim bulunduğundan davanın reddini savunmuştur.
Davalı Ş. T. vekili, davalı S. Ş.'nın kardeşlerinden fiili taksimden sonra pay satın aldığını, davacının da davalı S. Ş.'nın babasından fiili taksime göre yer aldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı S. Ş.'nın hisse satışının yapıldığı 16.04.2012 tarihinden önce taşınmazda hissedar olduğu, diğer bir kısım hissedarların hissesini satın alması durumunda önalım hakkının kullanılamayacağı gerekçesiyle, davalı S. Ş. yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Diğer davalı Ş. T. yönünden ise, öncesinde davalı S. Ş.'nın murisi M. K.'a ait olan taşınmazın keşif krokisinde "A" harfiyle gösterilen yerin, muris tarafından davacıya 06.07.2001 tarihinde satılıp teslim edildiği ancak, davacının payına düşen yer hariç geri kalan kısmın murisin vefat ettiği 2002 yılında sonra taksim edildiğine dair görgüye dayalı bilgi bulunmadığından, 2012 yılından önce davacı taşınmazı hariç kalan yerlerin mirasçılar tarafından sürülmüş olmasının uzun bir kullanımın varlığını göstermeyeceğinden, davalı Ş. T.'a 2012 yılında yapılan satışta fiili taksim olgusunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalı Ş. T. yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalı Ş. T. vekili temyiz etmişlerdir.
1-)Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-)Davalı Ş. T.'ın temyiz itirazlarına gelince; keşif, bilirkişi rapor ve krokisi ile tanık beyanlarından, krokide "A" harfli kırmızı renkle boyalı 30.000 m2 miktarındaki buğday ekili kısmın davacı tarafından kullanıldığı, bu kısmın 06.07.2001 tarihinde davacıya davalı S. Ş.'nın babası muris M. K. tarafından fiilen bölünerek satıldığı ve satın aldığı tarihten bu yana davacı tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır. Muris M. K. 28.07.2002 tarihinde vefatından sonra mirasçıları 15.03.2012 tarihinde tapuda intikal yaptırmış davalı
S. Ş. bir kısım mirasçılardan fiilen bölünmüş taşınmazlarda "B" harfiyle işaretlenmiş parçayı 16.04.2012 tarihinde satın almış, davalı Ş. T. "C" harfiyle işaretlenmiş diğer parçayı mirasçılar M. K. ve S. O. 19.04.2012 tarihinde satın almıştır. Davacının "A" harfiyle kullandığı kısım ile davalı S. Ş.'nın "B" harfiyle gösterilen kısım arasında uzun yıllardır "an" şeklinde ayırt edici sınır bulunduğu, davalı Ş. T.'ın satın aldığı "C" harfiyle işaretli olan kısım ile diğer davalı S. Ş.'nın satın aldığı "B" harfiyle işaretli kısım arasında 1-2 yıllık "an" şeklinde sınır bulunduğu, davalı Ş. T.'ın satın aldığı şekilde ve sonrasında tarafların bu şekilde kendilerine düşen diğer kısımlara itiraz etmeden kullandıkları tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Önalım davalarında fiili taksime değer verilmesi için, taksimin yazılı olarak yapılması ya da taşınmazın çok sayıda paydaşının bulunması halinde tüm paydaşlar tarafından fiilen kullanılan bölümlerin olması gerekmez. Davacının kullandığı ve davalıya pay satan kişilerin kullandığı ayrı ayrı bölümler var ise satıcı zamanında kullanıma karşı çıkmayan, satışa konu o yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda pay satışı sebebiyle önalım hakkını kullanması TMK'nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Mahkemece, davaya konu taşınmazda fiili taksimin varlığı kabul edilerek davalı Ş. T. yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1.) bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2.) bentte açıklanan sebeplerle davalı Ş. T.'ın temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istenmesi halinde davalı Ş. T.'a iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.02.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

SORU CEVAP

captchaImg