AVŞAR HUKUK BÜROSU

Y16HD 1.3.2016 E. 2015/13806-K. 2016/2020

T.C.
YARGITAY
16. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/13806
K. 2016/2020
T. 1.3.2016
• KADASTRO ÖNCESİ HUKUKİ SEBEBE DAYALI TAPU İPTALİ VE TESCİL İSTEMİ (Kadastro Tespitinin Askı İlanı Sonunda 01.5.1992 Gününde Kesinleştiği ve 06.6.2012 Dava Tarihi İtibariyle 3402 S. Kadastro Kanunu'nun 12/3. Md. Hak Düşürücü Süre Tutanağın Kesinleştiği Tarihten İtibaren Geçtiği - Davanın Reddi Gerektiği)
• HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE (Kadastro Öncesi Hukuki Sebebe Dayalı Tapu İptal ve Tescil İstemi - Mahkemece Dava Tarihi İtibariyle 3402 S. Kadastro Kanunu'nun 12/3. Md. Hak Düşürücü Süre Tutanağın Kesinleştiği Tarihten İtibaren Geçtiği Gözetilerek Davanın Reddedileceği)
• TAPU İPTALİ VE TESCİL İSTEMİ (Kadastro Öncesi Hukuki Sebebe Dayalı - 3402 S. Kadastro Kanunu'nun 12/3. Md. Hak Düşürücü Süre Tutanağın Kesinleştiği Tarihten İtibaren Geçtiği/Davanın Hak Düşürücü Süre Nedeni İle Reddedileceği Gözetileceği)
3402/m.12/3
ÖZET : Dava; kadastro öncesi hukuki sebebe dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Kadastro tespitinin askı ilanı sonunda 01.5.1992 gününde kesinleştiği ve 06.6.2012 dava tarihi itibariyle 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki hak düşürücü sürenin, tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren, geçtiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; mahkemece, açılan davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle reddine karar vermesi gerekir.
DAVA : Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden vekili ile aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili geldiler. Gelenlerin yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği Görüşüldü:
KARAR : Kadastro sonucunda ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 140 ada 13 parsel sayılı 433.32 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı sebebiyle Hazine adına tespit ve Kadastro Mahkemesi kararı ile hükmen 05.09.2002 tarihinde tescil edilmiştir. Davacı ... vekili 06.06.2012 tarihli dava dilekçesi ile öncesinde partiye ait olan taşınmaza 6195 Sayılı Kanun'un uygulaması ile el konulduğunu, 6195 Sayılı Kanun'un Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla iptal edildiğini, 2533 Sayılı Kanun'un uygulanması ile siyasi partilerin mallarına yeniden el konulmuş ise de, bu Kanun'un da 3821 Sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırıldığını bildirerek çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptaliyle müvekkili ... adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; davacı tarafın çekişmeli taşınmazda üstün hakkının bulunmadığı ve açılan davanın haksız olduğu kabul edilerek karar verilmiştir. Çekişmeli taşınmaz, 17.12.1953 tarih (16) numaralı tapu kaydı sebebiyle Hazine adına tespit edilmiş ve 31.3.1992 ila 30.4.1992 tarihleri arasında askı ilanına alınmıştır. Dava dosyası ile ekindeki Eşme Kadastro Mahkemesi'nin 1992/51 Esas ve 1996/256 Karar sayılı dava dosyasının incelenmesinden, kadastro mahkemesinde görülen davanın, çekişmeli 140 ada 13 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydının eksik revizyon gördüğü iddiasıyla Hazine tarafından eksik miktar için komşu taşınmazlara yönelik tespite itiraz davası olduğu, çekişmeli taşınmaza yönelik bir davanın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kadastro Mahkemesi kararında çekişmeli 140 ada 13 parsel sayılı taşınmaz hakkında tescil hükmü kurulsa da, 140 ada 13 parsel sayılı taşınmazın davaya konu olmadığı açıktır. Her ne kadar çekişmeli 140 ada 13 parsel sayılı taşınmaz, anılan kadastro mahkemesi kararı uyarınca 05.9.2002 günü tapuya tescil edilmiş olsa da, aslında tespitin askı ilanı sonunda 01.5.1992 gününde kesinleştiği ve 06.6.2012 dava tarihi itibariyle 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki hak düşürücü sürenin, tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren, geçtiği anlaşılmaktadır.
SONUÇ : Hal böyle olunca; mahkemece, açılan davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle reddine karar vermesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesinde isabet bulunmamakta ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın açıklanan sebeplerle ve karar gerekçesinin DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 1.350,00 TL vekalet ücretinin temyiz eden davacıdan alınarak, duruşmada kendisini vekil ile temsil ettiren aleyhine temyiz olunan tarafa verilmesine, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01.03. 2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

SORU CEVAP

captchaImg