AVŞAR HUKUK BÜROSU

Y16HD E. 2015/1333-K. 2016/1912

T.C.
YARGITAY
16. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/18698
K. 2016/934
T. 9.2.2016
• UYGULAMA KADASTROSUNA İTİRAZ (Lehine Sınır Değişikliği Yapılan veya Yüzölçümü Artan Taşınmaz veya Taşınmazların Bulunmaması Halinde Kadastro Müdürlüğüne Husumet Yöneltilerek de Dava Açılabileceği - Açıklanan Yönler Göz Ardı Edilerek Davanın Husumet Yokluğu Nedeniyle Reddine Karar Verilmesinde İsabet Bulunmadığı)
• SINIR DEĞİŞİKLİĞİ (Uygulama Kadastrosu Sonucunda Lehine Sınır Değişikliği Yapılan veya Yüzölçümü Artan Taşınmaz veya Taşınmazların Bulunmaması Halinde İse Kadastro Müdürlüğüne Husumet Yöneltilerek de Dava Açılabileceğinin Gözetilmesi Gerektiği)
• KEŞİF (Öncelikle Mahallinde Keşif ve Uygulama Yapılarak Davacıya Ait Taşınmazın Yüzölçümünde Oluşan Azalmanın Hangi Nedenden Kaynaklandığı Uzman Fen Bilirkişi Raporuyla Yöntemince Saptanması Gerektiği - Davanın Husumet Yokluğu Nedeniyle Reddine Karar Verilmesinde İsabet Bulunmadığı/Uygulama Kadastrosuna İtiraz)
• HUSUMET (Uygulama Kadastrosuna İtiraz Edenin Taşınmazı Aleyhine Yapılan Tespit Sonucunda Yüzölçümü Artan ya da Lehine Ortak Sınır Değiştirilen Taşınmazların Maliklerine Yöneltilmesi Gerektiğinde Kuşku Bulunmadığı - Lehine Sınır Değişikliği Yapılan veya Yüzölçümü Artan Taşınmaz veya Taşınmazların Bulunmaması Halinde Kadastro Müdürlüğüne Husumet Yöneltilerek de Dava Açılabileceği)
3402/m.22/a
ÖZET : Dava; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraz niteliğindedir. Bu tür davalarda husumetin, itiraz edenin taşınmazı aleyhine yapılan tespit sonucunda, yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmazların maliklerine yöneltilmesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. Ancak, uygulama kadastrosu sonucunda lehine sınır değişikliği yapılan veya yüzölçümü artan taşınmaz veya taşınmazların bulunmaması halinde ise Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek de dava açılabilir. Bu hususun aydınlığa kavuşturulabilmesi için de öncelikle mahallinde keşif ve uygulama yapılarak davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde oluşan azalmanın hangi nedenden kaynaklandığı uzman fen bilirkişi raporuyla yöntemince saptanmalıdır. Bu şekilde araştırma, inceleme ve uygulama yapılmadan karar verilemez. Mahkemece açıklanan yönler göz ardı edilerek davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet bulunmamıştır.
DAVA : Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, Gereği Görüşüldü:
KARAR : Uygulama kadastrosu sırasında ... Köyü çalışma alanında bulunan ve tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 803 parsel sayılı 8.807,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 103 ada 34 parsel numarasıyla ve 8.383,80 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı ..., uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, çekişmeli eski 803 yeni 103 ada 34 parselin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/A maddesi gereğince düzenlenen uygulama tutanağı gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı Kadastro Müdürlüğüne husumet tevcih edilemeyeceği gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de; mahkemenin kabulünde isabet bulunmamaktadır. Dava; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraz niteliğindedir. Bu tür davalarda husumetin, itiraz edenin taşınmazı aleyhine yapılan tespit sonucunda, yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmazların maliklerine yöneltilmesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. Ancak, uygulama kadastrosu sonucunda lehine sınır değişikliği yapılan veya yüzölçümü artan taşınmaz veya taşınmazların bulunmaması halinde ise Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek de dava açılabilir. Bu hususun aydınlığa kavuşturulabilmesi için de öncelikle mahallinde keşif ve uygulama yapılarak davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde oluşan azalmanın hangi nedenden kaynaklandığı uzman fen bilirkişi raporuyla yöntemince saptanmalıdır. Bu şekilde araştırma, inceleme ve uygulama yapılmadan karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile uzman fen bilirkişisi olduğu halde mahallinde yapılacak keşifte, davacıya ait taşınmazın sınırları yerel bilirkişi kurulu ve tanık sözleri ile belirlenmeli; fen bilirkişisinden davacıya ait taşınmazların yüzölçümünde oluşan eksilmenin nereden kaynaklandığını açıklayan, ilgili yönetmelik gereği davacıya ait taşınmazın sınırlarının zeminde ne şekilde bulunduğunu irdeleyen, tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasını ayrı renklerle çakıştırarak gösteren ayrıntılı rapor alınmalı, ulaşılacak sonuca göre; davacıya ait taşınmazın geometrik sınırlarında bir değişiklik olmadığının ve yüzölçümlerinde oluşan eksilmenin hesaplamaya dair maddi hatadan veya hesaplama yönteminden kaynaklandığının anlaşılması halinde, Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek dava açılması yeterli görülerek davanın esastan reddine karar verilmelidir. Davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde oluşan eksilmenin, komşu taşınmazlardan kaynaklandığının belirlenmesi halinde ise komşu parsellerin maliklerinin davaya dahil edilmesi için davacıya süre ve imkan verilmelidir. Bu şekilde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124. maddesi uyarınca yöntemince taraf teşkili sağlandıktan sonra, davanın esasına girilerek bir karar verilmelidir.
SONUÇ : Mahkemece açıklanan yönler göz ardı edilerek davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet bulunmamakta olup, davacı ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

SORU CEVAP

captchaImg