AVŞAR HUKUK BÜROSU

Y21HD E. 2016/986-K. 2016/4813

T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/986
K. 2016/4813
T. 21.3.2016
• İŞ KAZASI SONUCU MALULİYETE DAYALI MANEVİ TAZMİNAT (Takdir Edilen Manevi Tazimantın Adalete Uygun Olması Gereği - Manevi Tazminatın Takdirine Etki Eden Özel Hal ve Şartların Karar Yerinde Gösterilmesi Gereği)
• MANEVİ TAZMİNATIN TAKDİRİNE ETKİ EDEN DURUMLAR (Manevi Tazminatın Sınırının Amacına Göre Belirlenmesi Mevcut Halde Elde Edilmek İstenilen Tatmin Duygusnun Etkisine Ulaşmak İçin Gerekli Olan Kadar Olması Gereği - Hakimin Takdir Hakkını Kullanırken Ülkenin Ekonomik Koşulları Paranın Satın Alma Gücü Tarafların Kusur Durumu Olayın Ağırlığı Gibi Durumların Dikkate Alınması Gereği)
818/m. 47
6098/m. 56
ÖZET : Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı, adalete uygun olmalıdır.
DAVA : Davacılar, iş kazası sonucu maluliyetten doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar ile davalılardan vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere ve temyiz sebeplerine göre davacılar ile davalı ... vekillerinin aşağıdaki bedler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, 08.03.2002 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu yaralanan sigortalı ile onun yakınlarının manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece bozma sonrası verilen ikinci karar ile davacılardan ... için 35.000,00-TL, ... için 7.500,00-TL, ... için ise 5.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihi olan 06.07.2010 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiz ile birlikte her iki davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
A) Davacılar vekilinin temyizi bakımından yapılan incelemede;
Dosya kapsamından; Yerel Mahkemenin 14.11.2012 tarihli ilk kararının davalılardan yalnızca vekilin temyizi üzerine yapılan incelemede Dairemizin sayılı ilamı ile "davacı kazalı lehine kararlaştırılan manevi tazminatın fazla olduğu" gerekçesiyle bozulduğu ve Yerel Mahkemece anılan bozmaya uyduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6.3.2002 gün ve 1/119-135 sayılı kararında da belirtildiği üzere; bozma kararına uyması ile Mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma yükümlüğü doğar. Bu ilke Usul Kanunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir. Yargıtayın bozma kararına uymuş olan Mahkemenin, bozma gereğince değerlendirme yaparak yeni hükmünü tesis etme zorunluluğu vardır.
Bunun yanında 6100 sayılı H.M.K'nın 297/2 maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin ,taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu kapsamda mahkemelerce verilen kararlar açık ayrıca infaza elverişli mahiyette olmalıdır.
Bu açıklamalardan olarak somut olayda Yerel Mahkeme her ne kadar Dairemizin yukarıda esas-karar numarası verilen bozma ilamına uymuşsa da tamamiyle uyulan bu bozma ilamına uygun bir karar ihdas etmemiştir. Şöyle ki yukarıda da değinildiği üzere Yerel Mahkemenin ilk kararı davalılardan yanlızca nın temyizi üzerine ve yalnızca onun lehine bozulmuştur. Şu halde Mahkemece Dairemiz bozma kararına uyulması ile bozma kapsamı dışında kalan davalı Şti. aleyhine kurulan hüküm bakımından ilk karar kesinleşmiştir. Halin böyle olması karşısında bozma sonrası verilen ikinci kararın"Davalı ... Şti. bakımından verilen 14.11.2012 tarihli ilk karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde olması gerektiği, oysa ki inceleme konusu kararın mevcut hali ile hem davacılar yararına oluşan usuli kazanılmış hakkı zedeleyici hemde infazda tereddüt doğurucu nitelikte olduğu açıktır.
B) Davalı vekilinin temyizi bakımından yapılan incelemede ise;
Dairemizin bir önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere gerek 818 sayılı Borçlar Kanununun 47 .maddesi gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.
Bu hale göre, ilgililerin kusur dağılımları, tarafların sosyal ekonomik halleri ile özellikle olay tarihi ve kazalının iş göremezlik oranı gözetildiğinde davacı . lehine kararlaştırılan manevi tazminat yine fazla olduğu bellidir.
O halde davacılar ile davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ : Kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılar ile davalılardan ...'ya iadesine, 21.03.2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.

SORU CEVAP

captchaImg