AVŞAR HUKUK BÜROSU

Y23HD E. 2015/5620-K. 2016/1039

T.C.
YARGITAY
23. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/5620
K. 2016/1039
T. 24.2.2016
• İTİRAZIN İPTALİ (Takip Tarihi ve Ödeme Tarihi Arasında İşlemiş Faiz Alacağının Mevcut Bulunduğu - Yapılan Ödemelerin Öncelikle İşlemiş Faiz ve Giderlere Mahsup Edileceği/Kalan Asıl Alacak Tutarı ve İcra Takip Masrafları İle Vekâlet Ücreti Yönünden İtirazın İptalini İstemekte Hukuki Yararı Bulunduğunun Kabulü Gerektiği)
• HUKUKİ YARAR (Davalının Haricen İki Adet Senedi İtiraz İle Aynı Gün Davacıya Ciro Ettiği/Davacı Tarafça Senetlerin Ödenmemiş Olduğu Yönünde İddia İleri Sürülmediği - Takip Konusu Edilen Asıl Alacak ve İşlemiş Faiz Tutarı Toplamı Üzerinden Davacının İtirazın İptali Davası Açmakta Hukuki Yararı Bulunmadığı)
• USULDEN RET KARARI (Dava Şartlarının Noksanlığı Durumunda Davanın Usulden Reddine Karar Verileceği - Mahkemece Davacının Hukuki Yararının Bulunmadığı Belirlenen Kısım Yönünden Davanın Usulden Reddine Karar Verilmesi Gerektiği/İtirazın İptali)
• İŞLEMİŞ FAİZ ALACAĞI (İtirazın İptali - Takip Tarihi ve Ödeme Tarihi Arasında İşlemiş Faiz Alacağının Mevcut Bulunduğu/Yapılan Ödemelerin Öncelikle İşlemiş Faiz ve Giderlere Mahsup Edileceği/Kalan Asıl Alacak Tutarı ve İcra Takip Masrafları İle Vekâlet Ücreti Yönünden Hüküm Kurulması Gerektiği)
2004/m.67
6098/m.100
6100/m.114/1/h,115/2
ÖZET : Dava, icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı tarafça, asıl alacak ve işlemiş faizin tahsili için icra takibine başlandığı, davalının icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiği, haricen iki adet senedi itiraz ile aynı gün davacıya ciro ettiği, senetlerin, davacı taraf defterlerine kaydedilmiş olduğu, davacı tarafça senetlerin ödenmemiş olduğu yönünde iddia ileri sürülmediği, davacı tarafça, takip tutarı üzerinden harcı yatırılarak işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, takip konusu edilen asıl alacak ve işlemiş faiz tutarı toplamı üzerinden, davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmadığının kabulü isabetli olmuş ise de, takip tarihi ve ödeme tarihi arasında işlemiş faiz alacağının mevcut bulunduğu, yapılan ödemelerin TBK'nın 100. maddesi uyarınca öncelikle işlemiş faiz ve giderlere mahsup edileceği gözönünde bulundurulup, kalan asıl alacak tutarı ve icra takip masrafları ile vekâlet ücreti yönünden itirazın iptalini istemekte hukuki yararı bulunduğunun kabulüyle hüküm altına alınması gerekirken, bu kalemler yönünden de hukuki yararın bulunmadığının kabulü isabetli olmamış, bozmayı gerektirmiştir. Öte yandan, HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca, dava şartlarının noksanlığı durumunda davanın usulden reddine karar verilir. Bu durumda mahkemece, davacının hukuki yararının bulunmadığı belirlenen kısım yönünden, HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında, davalının, 20.09.2012-23.09.2012 tarihlerinde yapılacak olan Avrasya Ambalaj 2012 18. Uluslararası Endüstrisi Fuarı'na katılımı hususunda, fuar katılım sözleşmesi imzalandığını, ancak davalı şirketin, sözleşme ile kararlaştırılan ücreti ödemediğini, bunun üzerine, 8.666,56 TL asıl alacak ve 671,66 TL işlemiş faiz alacağının tahsili için İstanbul 25. İcra Müdürlüğü'nün 2012/24820 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine vaki itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 oranında icra inkâr tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı şirket arasında imzalanan fuar katılım sözleşmesi uyarınca, davacı tarafından düzenlenen, 23.09.2012 tarihi ve 14.166,56 TL tutarında, bir adet faturanın müvekkili şirkete gönderildiğini, müvekkilince bu faturanın cari hesaba işlendiğini, cari hesap ekstresine göre, davacı şirkete 21.12.2012 tarihinde, vade farkı olan 671,66 TL de eklenerek, toplam 9.338,22 TL tutarında iki adet senet verildiğini, bu şekilde cari hesap ilişkisinde borç hesabının sıfırlandığını ve müvekkilinin davacı tarafa borcu kalmadığını, buna rağmen davacı tarafça, haksız ve kötüniyetli icra takibi yapıldığını savunarak, davanın reddini ve kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın, ödeme emrinin 18.12.2012 tarihinde tebliğinden üç gün sonra, 21.12.2012 tarihinde, davacı tarafa, her biri 4.669,11 TL tutarında iki adet senet vererek icra takibindeki toplam borç miktarı olan 9.338,22 TL'yi ödemiş olduğu, buna rağmen davacı tarafından itirazın iptali davası açıldığı, takip konusu alacak miktarının tamamının ödenmesinden dolayı davacı tarafın itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, bu sebeple davanın reddi gerektiği, itirazın iptali davasında, davacı-alacaklı hakkında kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, alacaklının takip yapmakta açıkça kötüniyetli bulunduğunun ispat edilmesinin gerektiği, oysa ki, davalının, takip konusu borca yönelik olarak, icra takibinden sonra ödeme yaptığı, icra takibinden önce ödeme yapılmasına rağmen, davacı tarafından takibin başlatılması şeklinde bir durumun söz konusu olmadığı, bu nedenle, İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, davacı-alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın, hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-)Dava, icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Yasal dayanağını İİK'nın 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK'nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir davaya konu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira, itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz sebebiyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da, ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur.
İcra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla, takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödeme yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır.
Dosya kapsamından, davacı tarafça, 8.666,56 TL asıl alacak, 671,96 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.338,22 TL'nin tahsili için icra takibine başlandığı, davalının 21.12.2012 tarihinde, icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiği, haricen toplam 9.338,22 TL tutarında iki adet senedi itiraz ile aynı gün davacıya ciro ettiği, senetlerin, davacı taraf defterlerine kaydedilmiş olduğu, davacı tarafça senetlerin ödenmemiş olduğu yönünde iddia ileri sürülmediği, davacı tarafça, takip tutarı üzerinden harcı yatırılarak işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, takip konusu edilen asıl alacak ve işlemiş faiz tutarı toplamı üzerinden, davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmadığının kabulü isabetli olmuş ise de, takip tarihi ve ödeme tarihi arasında işlemiş faiz alacağının mevcut bulunduğu, yapılan ödemelerin TBK'nın 100. maddesi uyarınca öncelikle işlemiş faiz ve giderlere mahsup edileceği gözönünde bulundurulup, kalan asıl alacak tutarı ve icra takip masrafları ile vekâlet ücreti yönünden itirazın iptalini istemekte hukuki yararı bulunduğunun kabulüyle hüküm altına alınması gerekirken, bu kalemler yönünden de hukuki yararın bulunmadığının kabulü isabetli olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan, HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca, dava şartlarının noksanlığı durumunda davanın usulden reddine karar verilir. Bu durumda mahkemece, davacının hukuki yararının bulunmadığı belirlenen kısım yönünden, HMK'nın114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, davacıdan peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

SORU CEVAP

captchaImg