AVŞAR HUKUK BÜROSU

Y3HD E. 2016/201-K. 2016/2007

T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/201
K. 2016/2007
T. 17.2.2016
• ABONELİK SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN ALACAK DAVASI ( Bir Hukuki İşlemin 4077 S.K. Kapsamında Kaldığının Kabul Edilmesi İçin Mal ve Hizmet Satışına Dair Bir Hukuki İşlem Olması Gerektiği - 4077 S.K. 'nın Uygulanması İle İlgili Her Türlü İhtilafa Tüketici Mahkemelerinde Bakılacağı/Tüketici Mahkemesi'nin Görevli Olduğuna İlişkin Karar Verileceği )
• TÜKETİCİ MAHKEMESİNİN GÖREVİ ( Davacı İle Davalı Arasında 4077 S.K. Kapsamında Abonelik Sözleşmesi İlişkisi Bulunduğu/Bir Hukuki İşlemin 4077 S.K. Kapsamında Kaldığının Kabul Edilmesi İçin Mal ve Hizmet Satışına Dair Bir Hukuki İşlem Olması Gerektiği - 4077 S.K. 'nın Uygulanması İle İlgili Her Türlü İhtilafa Tüketici Mahkemelerinde Bakılacağı/Tüketici Mahkemesi'nin Görevli Olduğuna İlişkin Karar Verilmesi Gerektiği )
4077/m. 2, 3, 11/A, 23
ÖZET : Dava, abonelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için açılan alacak davasıdır.
Bir hukuki işlemin 4077 S.K. kapsamında kaldığının kabul edilmesi için Kanun'un amacı içerisinde taraflar arasında mal ve hizmet satışına dair bir hukuki işlem olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta; davacı ile davalı arasında 4077 S.K. kapsamında abonelik sözleşmesi ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır.
4077 S.K. 'nın uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür. Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğuna ilişkin karar verilmesi gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında abonelik sözleşmesi bulunduğunu, davalının abone sıfatıyla borçtan sorumlu olduğunu, davalı hakkında icra takibi yapıldığını, ancak itiraz ettiğini, sözleşme sebebiyle borç tahakkuku yapıldığını, davalının ödemediğini belirterek fazlaya dair hakların saklı kalması kaydıyla 4.234,84 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, aboneliğini 2003 yılında geçici olarak kapattırdığını, davaya konu edilen tüketimi aynı binanın 8 numaralı dairesinde oturan kişilerin yaptığını, kendisinden su tüketim bedeli istenmesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davalı abonenin kendi adına olan sayacın bakım onarım ve korunmasından sorumlu olup bu sayaç üzerinde başkaları tarafından su kullanılması halinde su bedelinden ve gecikme cezasından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davalının mesken abonesi olduğu anlaşılmaktadır.
Bir hukuki işlemin 4077 Sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için Kanun'un amacı içerisinde taraflar arasında mal ve hizmet satışına dair bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta; davacı ile davalı arasında 4077 Sayılı Kanun'un değişik 11/A maddesi kapsamında sözleşme ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır.
4077 Sayılı Kanun'un 23.maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine dair olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak sözkonusu olmaz
4077 Sayılı Kanun'un 2. ve 3.maddeleri gereği somut olaya 4077 Sayılı Kanun'un uygulanması gerekmektedir. Aynı Kanun'un 23.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu halde genel mahkeme tarafından yazılı şekilde işin esasına girilip hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir.
Bozma nedenine göre, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

SORU CEVAP

captchaImg