AVŞAR HUKUK BÜROSU

Y4HD E. 2015/5198-K. 2016/3163

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/5198
K. 2016/3163
T. 10.3.2016
• HAKSIZ ŞİKAYET NEDENİ KİŞİLİK HAKLARININ İHLALİNE DAYALI MANEVİ TAZMİNAT (Davaya Konu Edilen ve Takipsizlik Verilen Ek Mesai Kısmının Şikayet Nedeni Olmaktan Ziyade Oluşu Anlatmaya Yönelik Olduğu ve Davalının Asıl Şikayet Sebeplerinin Tehdit Hakaret ve Yaralama Eylemleri Olduğu/İstemin Tümden Reddi Gerekirken Yanılgılı Gerekçe İle Kısmen Kabulüne Karar Verilmesinin Doğru Görülmediği)
• DOKTORUN HAKSIZ MENFAAT ELDE ETMESİNE İLİŞKİN İHBAR (Nedeni İle Adli ve İdari Tahkikat Geçirdiğini Belirterek Manevi Tazminat - Davaya Konu Edilen ve Takipsizlik Verilen Ek Mesai Kısmının Şikayet Nedeni Olmaktan Ziyade Oluşu Anlatmaya Yönelik Olduğu ve Davalının Asıl Şikayet Sebeplerinin Tehdit Hakaret ve Yaralama Eylemleri Olduğu/İstemin Tümden Reddi Gerekirken Yanılgılı Gerekçe İle Kısmen Kabulüne Karar Verilmesinin İsabetsiz Olacağı)
2709/m.12,17,24,25,36,49
818/m.49
ÖZET : Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, bir dönem davalı ile aynı sağlık kuruluşunda diş hekimi olarak çalıştığını, davalının görevi sebebiyle haksız menfaat elde ettiği yönünde ihbarda bulunduğunu, bu nedenle adli ve idari tahkikat geçirdiğini belirterek manevi tazminat talep etmiştir. Davaya konu edilen ve takipsizlik verilen ek mesai kısmının, şikayet nedeni olmaktan ziyade, oluşu anlatmaya yönelik olduğu ve davalının asıl şikayet sebeplerinin tehdit, hakaret ve yaralama eylemleri olduğu da dilekçe içeriğinden anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle istemin tümden reddi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
DAVA : Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08/07/2014 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22/01/2015 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, haksız şikâyet nedeniyle kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı, bir dönem davalı ile aynı sağlık kuruluşunda diş hekimi olarak çalıştığını, davalının görevi sebebiyle haksız menfaat elde ettiği yönünde ihbarda bulunduğunu, bu nedenle adli ve idari tahkikat geçirdiğini belirterek manevi tazminat talep etmiştir.
Davalı, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacı doktor ile ilgili olarak devletten haksız menfaat temin ettiği yönündeki iddianın, kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunduğu ve şikâyetin haksız olduğu gerekçesi ile istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa'nın 36. maddesinde; yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasa'nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasa'nın 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. TMK. 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25. maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK.'nın 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikâyet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikâyeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikâyet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikâyetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
15/04/2013 havale tarihli dilekçede davalı; davacının iş yeri huzurunu bozduğunu, bu nedenle tayin istediğini, kendisine tehdit ve hakarette bulunduğunu, üzerine aracını sürdüğünü iddia edilerek şikayette bulunmuş, ayrıca davacı doktorun gündüz yaptığı işleri daha fazla para alabilmek için ek mesaide yapmış gibi gösterdiğini öğrenmesi üzerine, durumu ... bildirdiğini ve ... tarafından gereğinin yapıldığını belirtmiştir.
... , 4483 sayılı Yasa kapsamında soruşturulması gereken ek mesai ile ilgili bölüm ile hakaret, tehdit ve kasten yaralamaya teşebbüs iddiaları yönünden soruşturma evrakını tefrik etmiştir. 4483 sayılı Yasa kapsamında soruşturulması gerekmeyen iddialar ile ilgili olarak ... 2014/609 esas sayılı dosyası üzerinden taraflar hakkında hakaret, tehdit ve basit yaralama suçlarından kamu davası açılmıştır.
Ek mesai ile ilgili bölüm yönünden ise, ... tarafından davacı doktor hakkında soruşturma izni verilmesi üzerine; görevi kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından soruşturma yürütülmüş, atılı suçların işlendiğine dair somut ve yeterli delil elde edilemediğinden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. ... 14/01/2013 tarihli yazısında özetle; çalışma gün ve saatleri göz önüne alındığında, yapılan performans karşılığında alınan puanlar arasında dengesizlik olduğu belirtilmiş, bu yazı ile 10/05/2013 tarihli soruşturma raporu arasında çelişki oluştuğu gerekçesi ile davacı doktor hakkında soruşturma izni verilmiştir. Kaldı ki davacı 26/07/2013 tarihli Savcılık ifadesinde; puanı yüksek işleri mesai dışında yaptığını, ... kendisine orantısız iş yaptığını söylediğini, ancak orantı kurmak zorunda olmadığını, ek mesainin doktorlara verilen bir hak olduğunu beyan etmiştir.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; ek mesai uygulaması ile ilgili emare bulunduğu görülmektedir. Kaldı ki; eldeki davaya konu edilen ve takipsizlik verilen bu kısmın, şikayet nedeni olmaktan ziyade, oluşu anlatmaya yönelik olduğu ve davalının asıl şikayet sebeplerinin tehdit, hakaret ve yaralama eylemleri olduğu da dilekçe içeriğinden anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle istemin tümden reddi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 10.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

SORU CEVAP

captchaImg