AVŞAR HUKUK BÜROSU

Y6HD E. 2015/8495-K. 2016/885

T.C.
YARGITAY
6. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/8495
K. 2016/885
T. 11.2.2016
• HAKSIZ FİİL NEDENİYLE TAZMİNAT (Gerek Mahkemenin Gerekçesinde Gerek Bozma İlamında Davacının Kira İlişkisini İspatlayamadığı/Bu Durumda Taşınmazda Bulunma Nedenini Kanıtlayamayan Davacının Fuzuli Şagil Olarak Taşınmazda Bulunduğunun ve TMK. 994. Maddesi Gereği İyiniyetli Sayılamayacağının Kabulü Gerektiği)
• KİRA İLİŞKİSİNİN İSPATI (Haksız Fiil Nedeniyle Tazminat - Gerek Mahkemenin Gerekçesinde Gerek Bozma İlamında Davacının Kira İlişkisini İspatlayamadığı/Bu Durumda Taşınmazda Bulunma Nedenini Kanıtlayamayan Davacının Fuzuli Şagil Olarak Taşınmazda Bulunduğunun ve TMK. 994. Maddesi Gereği İyiniyetli Sayılamayacağı)
• FUZULİ ŞAGİL (Haksız Fiil Nedeni İle Tamzinat - Gerek Mahkemenin Gerekçesinde Gerek Bozma İlamında Davacının Kira İlişkisini İspatlayamadığı/Bu Durumda Taşınmazda Bulunma Nedenini Kanıtlayamayan Davacının Fuzuli Şagil Olarak Taşınmazda Bulunduğunun ve TMK. 994. Maddesi Gereği İyiniyetli Sayılamayacağının Kabulü Gerektiği)
4721/m.994,995
ÖZET : Dava, haksız fiil nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava konusu taşınmazın yola bakan kısmını dönemin malikinden sözlü kira akdi ile kiraladığını, kiralama sonrasında taşınmazda dolgu, çevre tanzimi gibi faaliyetler yürütülüp üzerine prefabrik bir idari bina kurduğunu ve ticari faaliyetine başladığını, taşınmazın tamamının maliki tarafından davalı şirkete satıldığını, davalı tarafından davacının kirasında bulunan kısma tecavüzde bulunularak binanın yıkılıp düzlendiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 69.285,37 TL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Her ne kadar davacı bozma ilamı sonrası alınan beyanında ısrarla kira ilişkisine dayanarak taşınmazda bulunduğunu belirtmiş ise de; gerek mahkemenin gerekçesinde gerek bozma ilamında davacının kira ilişkisini ispatlayamadığı açıkça kabul edilmiştir. Bu durumda taşınmazda bulunma nedenini kanıtlayamayan davacının fuzuli şagil olarak taşınmazda bulunduğunun ve iyiniyetli sayılamayacağının kabulü gerekir.
DAVA : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı haksız işgal tazminatı davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Dava; haksız fiil sebebiyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 18.319,34-TL tazminatın tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, 2004 yılında .. adresinde bulunan taşınmazın yola bakan kısmını dönemin malikinden sözlü kira akdi ile kiraladığını, kiralama sonrasında taşınmazda dolgu, çevre tanzimi gibi faaliyetler yürütülüp üzerine prefabrik bir idari bina kurduğunu ve ticari faaliyetine başladığını, taşınmazın tamamının maliki tarafından davalı şirkete satıldığını, davalı tarafından davacının kirasında bulunan kısma tecavüzde bulunularak binanın yıkılıp düzlendiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 YTL'nın, 31.03.2008 tarihli dilekçesi ile ise dava ve talep miktarını 59.283,37 YTL daha ıslah ederek toplam 69.285,37 YTL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin bahsi geçen alanda davacının iddia ettiği biçimde bir faaliyetinin söz konusu olmadığını, davacının fuzuli şağil durumda olup kiracılık sıfatını kanıtlamasının gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ilk olarak davanın kısmen kabulüyle (44.543,26) YTL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalının temyizi üzerine ... sayılı 01.07.2010 tarihli kararı ile “davacının hangi sıfatla davaya konu taşınmaz üzerine bina yaparak ticari faaliyette bulunduğu mahkemece değerlendirilmemiştir. Böyle bir belirlemenin önemi davacının iyiniyet veya kötü niyetli olup, olmadığının belirlenmesinde yatmaktadır. Mahkemece öncelikle bu belirlemenin yapılmasından sonra TMK'nun 994 ve 995. maddeleri uyarınca davacının neleri talep edip, neleri edemeyeceği belirlenip hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan sebeple davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyan mahkemece davacının önceki malikin kiracısı olarak taşınmazda kiracı sıfatı ile bina yaparak faaliyette bulunduğundan kira parasının da alanda yapılan dolgu bedeli olduğunun ispatlandığından dolgu bedeli düşülerek davanın kısmen kabulüyle 18.319,34 TL nin yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, hüküm bu defa davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine ... sayılı 05.06.2013 tarihli kararı ile "taraflar arasındaki kira ilişkisinin tanık beyanıyla ispatlanamayacağı, bu sebeple de davacının kira sözleşmesine istinaden taşınmazda ticari faaliyette bulunduğunun kabul edilmesinin isabetli olmadığı, önceki bozma kararının gereklerinin yerine getirilemediği, davacının taşınmazda hangi sebeple bina yaparak ticari faaliyette bulunduğu belirlenerek buna göre davalıdan TMK'nun 994 ve 995. maddeleri uyarınca talep edebileceği hakları olup olmadığı, varsa davacının neleri talep edip neleri edemeyeceği belirlenip hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, bozma kararı gerekleri yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir." gerekçesiyle hükmün tekrar bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyan mahkemece bu defa davacının beyanı alınmakla yetinilerek, davacının faaliyetini önceki maliklerin bilgileri ve rızaları doğrultusunda sürdürdüğü dolayısıyla da iyiniyetli olduğu gerekçesiyle bir önceki hüküm doğrultusunda dolgu bedeli düşülerek davanın kısmen kabulüyle 18.319,34 TL nin yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir. Her ne kadar davacı bozma ilamı sonrası alınan beyanında ısrarla kira ilişkisine dayanarak taşınmazda bulunduğunu belirtmiş ise de; gerek mahkemenin gerekçesinde gerek bozma ilamında davacının kira ilişkisini ispatlayamadığı açıkça kabul edilmiştir. Bu durumda taşınmazda bulunma nedenini kanıtlayamayan davacının fuzuli şagil olarak taşınmazda bulunduğunun ve TMK'nun 994.maddesi gereği iyiniyetli sayılamayacağının kabulü gerekir. Bu sebeple mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 Sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

SORU CEVAP

captchaImg