AVŞAR HUKUK BÜROSU

TEŞKİLAT-I ESASİYE KANUNU

KANUN NO: 491
TEŞKİLAT-I ESASİYE KANUNU (1924) (*)
Kabul Tarihi: 20 Nisan 1340 ve 16 Ramazan 1342
Resmi Gazete ile Neşir ve İlânı: 24 Mayıs 1340 - Sayı: 71
3. t. Düstur, c. 5 - s. 576
BİRİNCİ FASIL
AHKAM-I UMUMİYYE
MADDE 1 - Türkiye Devleti bir Cumhuriyet'tir.
MADDE 2 - (Değişik: 3115 - 10.02.1937) Türkiye Devleti, Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve İnkılâpçı'dır. Resmi dili Türkçe'dir. Makarrı Ankara şehridir.
MADDE 3 - Hâkimiyet bilâ kayd-ü-şart milletindir.
MADDE 4 - Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin yegâne ve hakîkî mümessili olup millet nâmına hakk-ı hâkimiyeti istimâl eder.
MADDE 5 - Teşrî salâhiyeti ve İcrâ kudreti Büyük Millet Meclisi'nde tecelli ve temerküz eder.
MADDE 6 - Meclis, teşrî salâhiyetini bizzât istimâl eder.
MADDE 7 - Meclis, İcrâ salâhiyetini, kendi tarafından müntehap Reisicumhûr ve O'nun tâyin edeceği bir İcrâ Vekilleri Hey'eti mârifetiyle istimâl eder.
Meclis, hükûmeti her vakit murâkabe ve ıskât edebilir.
MADDE 8 - Hakk-ı kazâ, millet nâmına, usûlü ve kanûni dâiresi müstakil mehâkim tarafından istimâl olunur.
İKİNCİ FASIL
VAZİFE-İ TEŞRİİYYE
MADDE 9 - Türkiye Büyük Millet Meclisi kanûn-u mahsûsuna, tevfikan millet tarafından intihab müntehab meb'uslardan müteşekkildir.
MADDE 10 - (Değişik: 2599 - 05.12.1934) Yirmiiki yaşını bitiren kadın, erkek her Türk meb'ûs seçmek hakkını hâizdir.
(*) Bu kanun yerine, mâna ve kavramda bir değişiklik yapılmaksızın türkçeleştirilmiş olarak, 10 Ocak 1945 tarih ve 465 sayılı (ANAYASA) ikame edilmiş 24 Aralık 1952 tarih ve 5997 sayılı kanunla, 491 sayılı Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, 4695 sayılı kanunun kabul tarihine kadar yürürlükte bulunan değişiklikleriyle birlikte tekrar yürürlüğe konulmuş, 9 Temmuz 1961 tarih ve 334 sayılı (TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI) nın kabulü ile hükmü kalmamıştır.
MADDE 11 - (Değişik: 2599 - 05.12.1934) Otuz yaşını bitiren kadın, erkek her Türk meb'ûs seçilebilir.
MADDE 12 - Ecnebi hizmet-i resmîyesinde bulunanlar, mücâzat-ı terhîbiye veyâ sirkat, sahtekârlık, dolandırıcılık, emniyet-i sûistimâl, hileli iflâs cürümlerinden biriyle mahkûm olanlar, mahcûrlar, tâbiiyet-i ecnebiye iddiâsında bulunanlar, hukûk-u medeniyeden ıskât edilmiş olanlar, Türkçe okuyup-yazmak bilmeyenler meb'ûs intihab olunamazlar.
MADDE 13 - Büyük Millet Meclisi'nin intihabı dört senede bir kere icrâ olunur.
Müddeti biten meb'ûsların tekrâr intihab edilmeleri câizdir.
Sâbık Meclis, lâhik Meclisin içtimâına kadar devâm eder.
Yeni intihabâtın icrâsına imkân görülmediği takdirde içtimâ devresinin bir sene temdidi câizdir.
Her meb'ûs yalnız kendini intihab eden dâirenin değil, umûm milletin vekilidir.
MADDE 14 - Büyük Millet Meclisi, her sene Teşrin-i-sâni ibtidâsında dâvetsiz toplanır.
Meclis, âzâsının memleket dâhilinde, devir, tedkik ve murâkabe vazifelerinin ihzârı ve teneffüs ve istirahatleri için senede altı aydan fazla tâtil-i faaliyet edemez.
MADDE 15 - Kanûn teklif etmek hakkı Meclis âzâsına ve İcra Vekilleri hey'etine âiddir.
MADDE 16 - (Değişik: 1222 - 11.04.1928) Meb'ûslar Meclis'e iltihâk ettiklerinde şu şekilde tahlif olunurlar:
Vatan ve milletin saâdet ve selâmetine ve milletin bilâkaydüşart hakimiyetine mugâyir bir gâye tâkib etmeyeceğime ve Cumhûriyet esaslarına sadâkatten ayrılmayacağıma namusum üzerine söz veririm.
MADDE 17 - Hiçbir meb'ûs Meclis dâhiliindeki rey ve mütelâasından ve beyânâtından ve Meclis'teki rey ve mütelâasının ve beyânâtının meclis hâricinde irâd ve izhârından dolayı mes'ûl değildir. Gerek intihâbından evvel gerek sonra aleyhine cürüm isnâd olunan bir meb'ûsun maznûnen isticvabı veyâ tevkifi veyâhud muhâkemesinin icrâsı Hey'et-i Umûmiye'nin kararına menuttur. Cinâi cürm-ü meşhût bundan müstesnâdır. Ancak bu takdîrde makâm-ı âidi Meclis'i derhâl haberdâr etmekle mükelleftir. Bir meb'ûsun intihabından evvel veyâ sonra aleyhine sâdır olmuş cezâi bir hükmün infâzı meb'ûsluk müddetinin hitâmına talik olunur. Meb'ûsluk müddeti esnâsında mürûr-u zamân cereyân etmez.
MADDE 18 - Meb'ûsların senevi tahsisâtları kanûn-u mahsûs ile tâyin olunur.
MADDE 19 - Tâtil esnâsında Reisicumhûr veyâ Meclis Reisi lüzûm görürse Meclis'i içtimaa dâvet edebileceği gibi âzâdan beşte biri tarafından talep vukû bulursa Meclis Reisi dahî Meclis'i içtimaa dâvet eder.

MADDE 20 - Meclis müzâkerâtı alenidir ve harfiyen neşrolunur.
Fakat Nizamnâme-i Dâhili'de münderiç şerâite tevfikan Meclis hafî celseler dahî akdedebilir ve hafî celseler müzâkerâtının neşri Meclis'in kararına menuttur.
MADDE 21 - Meclis, müzâkerâtını kendi Nizamnâme-i Dâhili'si mûcibince icrâ eder.
MADDE 22 - Suâl ve istizâh ve Meclis tahkikatı, Meclis'in cümle-i salâhiyetinden olup şekl-i tatbiki Nizamnâme-i Dâhili ile tâyin olunur.
MADDE 23 - Meb'ûsluk ile hükûmet memûriyeti bir zat uhdesinde içtimâ edemez.
MADDE 24 - Türkiye Büyük Millet Meclisi Hey'et-i Umumiye'si her Teşrin-i-sâni ibtidâsında bir sene için kendisine bir Reis ve üç Reis Vekili intihab eder.
MADDE 25 - İntihab devresinin hitâmından evvel Meclis aded-i mürettebinin ekseriyet-i mutlakasile intihâbât tecdid olunursa yeni içtima eden Meclis'in intihâb devresi İlk Teşrin-i-sâni'den başlar.
Teşrin-i-sâni'den evvel vâki olan içtimâ, fevkalâde bir içtimâ addolunur.
MADDE 26 - (Değişik: 1222 - 11.04.1928) Büyük Millet Meclisi kavâninin vaz'ı, tâdili, tefsiri, fesih ve ilgâsı devletlerle mukâvele, muâhede ve sulh akdi, harp ilânı, muvâzene-i umûmiye-i maliye ve devletin umûm hesâb-ı kat'i kanûnlarının tetkik ve tasdîki, meskûkât darbı, inhisâr ve mâli taahhüdü mutazammın mukâvelât ve imtiyâzâtın tasdiki ve feshi, umumi ve husûsi af ilânı, cezâların tahfif ve tahvili, tahkikat ve mücâzat-ı kanûniyenin te'cili mahkemelerden sâdır olup kat'iyyet kesbetmiş olan idâm hükümlerinin infazı gibi, vezâifi bizzât kendi ifâ eder.
MADDE 27 - Bir meb'ûsun vatana hıyânet ve meb'ûsluğu zamanında irtikab töhmetlerinden biriyle müttehem olduğuna Türkiye Büyük Millet Meclisi Hey'et-i Umûmiye'si âza-yi mevcûdesinin sülüsân-i ekseriyet-i ârâsiyle karar verilir veyâhûd 12'nci madde'de münderiç cerâimden biriyle mahkûm olur ve mahkûmiyeti kaziye-i muhkeme hâlini alırsa meb'ûsluk sıfatı zâil olur.
MADDE 28 - İstifâ, esbâb-ı meşrûa dolayısiyle mahcûriyet, bilâ-mezûniyet ve mâzeret iki ay Meclis'e adem-i devâm veyâhûd kabûlü hallerinde meb'ûsluk sâkıt olur.
MADDE 29 - Yukardaki maddeler mûcibince meb'ûsluk sıfatı zâil veya sâkıt olan veyâhûd vefât eden meb'usun yerine bir diğeri intihab olunur.
MADDE 30 - Büyük Millet Meclisi, kendi zâbıtasını Reis'i mârifetiyle tanzim ve idâre eder.
ÜÇÜNCÜ FASIL
VAZİFE-İ İCRAİYYE
MADDE 31 - Türkiye Reiscumhûr'u, Büyük Millet Meclisi Hey'et-i Umûmiye'si tarafından ve kendi âzâsı meyânından bir intihab devresi için intihab olunur. Vazife-i riyaset yeni Reisicumhûr'un intihabına kadar devâm eder. Tekrar intihab olunmak câizdir.
MADDE 32 - Reisicumhûr, Devlet'in Reisi'dir. Bu sıfatla merâsim-i mahsûsada Meclis'e ve lüzûm gördükçe İcrâ Vekilleri Hey'etine riyâset eder. Reisicumhûr, Riyâset-i Cumhûr makâmında bulundukça, Meclis münâkaşât ve müzâkerâtına iştirâk edemez ve rey veremez.
MADDE 33 - Reisicumhûr, hastalık ve memleket hâricinde seyahat gibi bir sebeple vezâifini ifâ edemez veyâ vefât, istifâ ve sâir sebep dolayısiyle Cumhûriyet Riyâseti inhilâl ederse Büyük Millet Meclisi Reisi vekâleten Reisicumhûr vezâifini ifâ eder.
MADDE 34 - Cumhûr Riyâseti'nin inhilâlinde Meclis müçtemi ise yeni Reisicumhûr'u derhâl intihab eder.
Meclis müçtemi değilse, Reis tarafından hemen içtimaa dâvet edilerek Reisicumhûr intihab edilir. Meclis'in intihab devresi hitâm bulmuş veyâ intihabatın tecdidine karar verilmiş olursa Reisicumhûr'u gelecek Meclis intihab eder.
MADDE 35 - Reisicumhûr, Meclis tarafından kabul olunan kanûnları on gün zarfında ilân eder.
Teşkilat-ı Esâsiye Kanûnu ile Bütçe Kanûnları müstesnâ olmak üzere ilânını muvâfık görmediği kanûnları bir daha müzâkere edilmek üzere esbâb-ı mûcîbesiyle birlikte kezâ on gün zarfında Meclis'e iâde eder.
Meclis, mezkûr kanûnu bu defa da kabûl ederse, onun ilânı Reisicumhûr için mecbûridir.
MADDE 36 - Reisicumhûr, her sene Teşrin-i-sânî'de hükûmetin geçen seneki faaliyetine ve o sene ittihâz edilmesi münâsip görülen tedbirlere dâir bir nutuk irâd eder veyâhûd Başvekil'e kırâat ettirir.
MADDE 37 - Reisicumhûr, ecnebi devletlerin nezdinde Türk Cumhuriyeti'nin siyâsi mümessillerini tâyin ve ecnebi devletlerin siyâsi mümessillerini kabûl eder.
MADDE 38 - (1222 - 01.04.1928) Reisicumhûr, intihabı akabinde ve Meclis huzûrunda şu sûretle yemin eder:
Reisicumhûr sıfatiyle Cumhuriyet'in kanûnlarına ve hâkimiyet-i milliyye esâslarına riâyet ve bunları müdâfaa, Türk milletinin saâdetine sâdıkâne ve bütün kuvvetimle sarf-ı mesâi, Türk Devleti'ne teveccüh edecek her tehlikeyi kemâl-i şiddetle men, Türkiye'nin şân ve şerefini vikâye ve ilâya ve deruhde ettiğim vazifenin icâbâtına hasr-ı nefs etmekten ayrılmayacağıma nâmûsum üzerine söz veririm.
MADDE 39 - Reisicumhûr'un isdâr edeceği bilcümle mukârrerât Başvekil ile Vekîl-i aid'i tarafından imzâ olunur.
MADDE 40 - Başkumandanlık Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin şahsiyet-i mâneviyesinde mündemiç olup Reisicumhûr tarafından temsil olunur. Kuvâ-yi Harbiye'nin emir ve kumandası hazarda kanûn-ı mahsûsu'na tevfikan Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Riyâseti'ne ve seferde İcrâ Hey'eti'nin inhâsı üzerine Reisicumhûr tarafından nasbedilecek zâta tevdi olunur.
MADDE 41 - Reisicumhûr,hıyânet-i vataniye hâlinde Büyük Millet Meclisi'ne karşı mes'ûldür. Reisicumhûr'un isdâr edeceği bilcümle mukarrerâttan mütevellid mes'ûliyet 39'uncu madde mûcîbince mezkûr mukarrerâtı imzâ eden Başvekil ve Vekil-i âid'ine râcîdir.
Reisicumhûr'un husûsât'ı şahsiyesinden dolayı mes'ûliyeti lâzım geldikte işbu Teşkilât-ı Esâsiyye Kanunû'nun masûniyet-i teşrîiye'ye taallûk eden 17'nci maddesi mûcibince hareket edilir.
MADDE 42 - Reisicumhûr, hükûmetin inhâsı üzerinde, dâimi mâluliyet veyâ şeyhûhet gibi şahsî sebeblerden dolayı muayyen efrâdın cezâlarını iskât veyâ tahfif edebilir.
Reisicumhûr, Büyük Millet Meclisi tarafından ithâm edilerek mahkûm olan vekiller hakkında bu salâhiyeti istimâl edemez.
MADDE 43 - Reisicumhûr'un tahsisâtı kanûn-ı mahsûs ile tayîn olunur.
MADDE 44 - (Değişik: 3272 - 29.11.1937) Başvekil, Reisicumhûr canibinden ve Meclis âzâsı meyânından tâyin olunur.
Sâir vekiller Başvekil tarafından Meclis âzâsı arasından intihâb olunarak heyet-i umûmiyesi Reisicumhûr'un tasdikile Meclise arzolunur.
Meclis müçtemi değilse arz keyfiyeti Meclis'in içtimâına tâlik olunur.
Hükûmet hatt-ı hareket ve siyasi nokta-i nazarını azami bir hafta zarfında Meclis'e bildirir ve itimât talep eder.
MADDE 45 - Vekiller, Başvekil'in riyaseti altında (İcra Vekilleri Hey'eti)ni teşkil ederler.
MADDE 46 - İcrâ Vekilleri Hey'eti, Hükûmetin umûmî siyâsetinden müştereken mes'ûldür.
Vekillerden her biri kendi salâhiyeti dâiresindeki icrâattan ve mâiyetinin ef'al ve muâmelâtından ve siyâsetinin umûmî istikâmetinden münferiden mes'ûldür.
MADDE 47 - (Değişik: 3272- 29.11.1937) Vekillerin vazife ve mes'ûliyetleri mahsûs kanûnla tâyin olunur.
MADDE 48 - (Değişik: 3115 - 10.02.1937) Vekâletlerin teşkili tarzı, mahsûs kanûna tabidir.
MADDE 49 - (Değişik: 3272 - 29.11.1937) Mezûn ve herhangi bir sebeble mâzûr olan bir vekile İcrâ Vekilleri Hey'eti âzâsından bir diğeri muvakkaten niyâbet eder. Ancak bir vekil, bir vekâletten fazlasına niyâbet edemez.
MADDE 50 - (Değişik: 3272 - 29.11.1937) İcrâ Vekilleri'nden birinin Divân-ı Ali'ye sevkine dair Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce verilen karar Vekâletten sukûtu dahi mutazammındır.
MADDE 51 - İdârî dâvâ ve ihtilâfları rü'yet ve hükûmetçe ihzâr ve tevdi olunacak kanûn lâyihaları ve imtiyaz mukâvele ve şartnâmeleri üzerine beyân-ı mütalâa, gerek kendi kanûn-ı mahsûsu ve gerek kavânin-i sâire ile muayyen vezaifi ifâ etmek üzere bir Şûrâ-yı Devlet teşkil edilecektir. Şûrâ-yı Devlet'in rüesâ ve âzâsı vezâif-i mühimmede bulunmuş ilim, ihtisas ve tecrübeleri ile mütemeyyiz zevât meyânından Büyük Millet Meclisi'nce intihab olunur.


MADDE 52 - İcrâ Vekilleri Hey'eti kanûnların sûver-i tatbikiyesini irâe veyâhûd kanûnun emrettiği husûsâtı tesbit için ahkâm-ı cedideyi muhtevi olmamak ve Şûrâ-yı Devlet'in nazar-ı tetkikinden geçirilmek şartiyle nizamnâmeler tedvîn eder.
Nizamnâmeler Reisicumhûr'un imzâ ve ilâniyle mâmûlünbih olur.
Nizamnâmelerin kavânine mugâyereti iddiâ olundukta bunun merci-i hâlli Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir.
DÖRDÜNCÜ FASIL
KUVVE-İ KAZAİYYE
MADDE 53 - Mahkemelerin teşkilâtı, vazife ve salâhiyetleri kanûnlu muayyendir.
MADDE 54 - Hâkimler bilcümle dâvâların muhâkemesinde ve hükmünde müstakil ve her türlü müdahalâttan âzâde olup ancak kanunun hükmüne tâbidirler.
Mahkemelerin mukarrerâtını Türkiye Büyük Millet Meclisi ve İcrâ Vekilleri Hey'eti hiçbir veçhile tebdîl ve tağyir ve tehîr ve infaz-ı ahkâmına mümanâat edemez.
MADDE 55 - Hâkimler kanûnen muayyen olan usûl ve ahvâl hâricinde azlolunamazlar.
MADDE 56 - Hâkimlerin evsâfı, hukûku, vezaifi, maaş ve muhassasatları ve sûret-i nasb ve azilleri kanûn-ı mahsûs ile tâyin olunur.
MADDE 57 - Hâkimler kanûnen muayyen vezaiften başka umûmî ve husûsî hiçbir vazife derûhde edemezler.
MADDE 58 - Mahkemelerde muhakemât alenidir.
Yalnız Usûl-i Muhakemât Kanûnu mûcibince bir muhâkemenin hafiyyen cereyânına mahkeme karar verebilir.
MADDE 59 - Herkes, mahkeme huzûrunda hukûkunu müdâfaa için lüzûm gördüğü meşrû vesâiti istimâlde serbesttir.
MADDE 60 - Hiçbir mahkeme, vazife ve salâhiyeti dâhilinde olan dâvâları rü'yetten imtinâ edemez. Vazife ve salâhiyet hâricinde olan dâvâlar ancak bir karar ile reddolunur.
MADDE 61 - (Değişik: 3272 - 29.11.1937) Vazifelerinden münbais husûsatta İcrâ Vekilleri ile Şûrâ-yı Devlet ve Temyiz Mahkemesi rüesâ ve âzasını ve Cumhuriyet Başmüddeiumûmi'sini muhâkeme etmek üzere bir Divan-ı Ali teşkil olunur.
MADDE 62 - Divân-ı Ali âzâlığı için onbiri Mahkeme-i Temyîz, on'u Şûrâ-yı Devlet rüesâ ve âzâsı meyânından ve kendi hey'et-i umûmiyeleri tarafından ledeliktizâ rey-i hafî ile yirmibir zât intihab olunur.
Bu zevât rey-i hafi ve ekseriyet-i mutlaka ile içlerinde birini Reis ve birini Reis vekili intihab ederler.
MADDE 63 - Divân-ı Ali bir reis ve ondört âzâ ile teşekkül ve ekseriyet-i mutlaka ile karar ittihâz eder.
Mütebâki altı zât ledelîcâb hey'etin noksanını ikmâl için ihtiyât âzâ vaziyetindedir. İşbu ihtiyât âzâ üçü Mahkeme-i Temyiz, üçü Şûrâ-yı Devlet'ten müntehab âzâ arasından olmak üzere kur'a ile tefrik olunurlar.
Reisliğe ve Reis Vekilliğine intihâb olunanlar bu kur'aya dâhil olamazlar.
MADDE 64 - Divân-ı Ali'nin Müddeiumûmi'liği, Başmüddeiumûmîlik tarafından ifâ olunur.
MADDE 65 - Divân-ı Ali'nin kararları kat'idir.
MADDE 66 - Divân-ı Ali mevzû kanûnlara tevfikan muhâkeme icrâ ve hüküm itâ eder.
MADDE 67 - Divân-ı Ali görülen lüzûm üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi kararile teşkil olunur.
BEŞİNCİ FASIL
TÜRKLERİN HUKUK-U AMMESİ
MADDE 68 - Her Türk doğar, hür yaşar.
Hürriyet, başkasına muzır olmayacak her türlü tasarrufatta bulunmakdır.
Hukûk-u tabiîyeden olan hürriyetin herkes için hudûdu başkalarının hudûd-u hürriyetidir. Bu hudûd ancak kanûn mârifetiyle tesbit ve tâyin edilir.
MADDE 69 - Türkler kanûn nazarında müsâvi ve bilâistisnâ kanûna riâyetle mükelleftirler. Her türlü zümre, sınıf, âile ve fert imtiyazları mülgâ ve memnû'dur.
MADDE 70 - Şahsi masûniyet, vicdan, tefekkür, kelâm, neşir, seyahat, akit, sây ü amel, temellük ve tasarruf, içtimâ, cemiyet, şirket hak ve hürriyetleri Türklerin tabiî hukûkundandır.
MADDE 71 - Can, mal, ırz, mesken her türlü taarruzdan masûndur.
MADDE 72 - Kanûnen muayyen olan ahvâl ve eşkâlden başka bir sûretle hiçbir kimse derdest ve tevkif edilemez.
MADDE 73 - İşkence, eziyet, müsâdere ve angarya memnû'dur.
MADDE 74 - (Değişik: 10.02.1937 - 3115 s. Y.) Umûmî menfaatler için lüzûmu, usûlüne göre anlaşılmadıkça ve mahsûs kanûnları mücibince değer bahâsı peşin verilmedikçe hiçbir kimsenin malı istimvâl ve mülkü istimlâk olunamaz.
Çiftçiyi toprak sâhibi yapmak ve ormanları devlet tarafından idâre etmek için istimlâk olunacak arâzi ve ormanların istimlâk bedelleri ve bu bedellerin tediyesi sûreti, mahsûs kanûnlarla tâyin olunur.
Fevkalâde hâllerde kanûna göre tahmil olunacak para ve mal ve çalışmaya dâir mükellefiyetler müstesnâ olmak üzere hiçbir kimse hiçbir fedâkârlık yapmağa zorlanamaz.
MADDE 75 - (Değişik: 3115 - 10.02.1937) Hiçbir kimse mensûb olduğu felsefi içtihâd, din ve mezhepten dolayı muâhaze edilemez. Asayiş ve umûmi muâşeret adabına ve kanûnlar hükümlerine aykırı bulunmamak üzere her türlü dini âyinler yapılması serbesttir.
MADDE 76 - Kanûn ile muayyen olan usûl ve ahvâl hâricinde kimsenin meskenine girilemez ve üzeri taharrî edilemez.
MADDE 77 - Matbûat, kanûn dâiresinde serbesttir ve neşredilmeden evvel teftiş ve muâyeneye tâbi değildir.
MADDE 78 - Seferberlikte ve idâre-i örfiye hâlinde veyâhûd müstevli emrâzdan dolayı kanûnen müttehaz tedâbir icâbâtından olarak vaz'edilecek takyîdât müstesnâ olmak üzere seyahat hiçbir sûretle takyîdâta tâbi tutulamaz.
MADDE 79 - Ukûdun, sây ü amelin, temellük ve tasarrufun, içtimâatın, cemiyetlerin ve şirketlerin hudûd-u hürriyeti kanûnlar ile musarrahtır.
MADDE 80 - Hükûmetin nezâret ve murâkabesi altında ve kanûn dâiresinde her türlü tedrisât serbesttir.
MADDE 81 - Postalara verilen evrak, mektuplar ve her nevî emânetler salâhiyettar müstantik, mahkeme kararı olmadıkça açılamaz ve telgraf ve telefon ile vâki olan muhâberâtın mahremiyeti ihlâl olunamaz.
MADDE 82 - Türkler gerek şahıslarına gerek âmmeye müteallik olarak kavânin ve nizâmâta muhâlif gördükleri husûsâtta mercîine ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne münferiden veyâ müçtemian ihbâr ve şikâyette bulunabilir. Şahsa âid olarak vukûbulan mürâcaatın neticesi müstediye tahriren tebliği olunmak
mecburîdir.
MADDE 83 - Hiç kimse kanûnen tâbi olduğu mahkemeden başka bir mahkemeye celb ve sevk olunamaz.
MADDE 84 - Vergi, devletin umûmi masârifine halkın iştirâki demektir.
Bir esâsa mugayir olarak hakîkî veyâ hükmî şahıslar tarafından veyâ onlar nâmına rüsûm, âşar ve sâir tekâlif alınması memnû'dur.
MADDE 85 - Vergiler ancak bir kanûn ile tarh ve cibâyet olunabilir.
Devlet vilâyet idâre-i husûsiyeleri ve belediyelerce teâmülen cibâyet edilmekte olan rüsum ve tekâlifin kanûnları tanzîm edilinceye kadar kemâkân cibâyete devâm olunabilir.
MADDE 86 - Harb hâlinde veyâ harbi icâb ettirecek bir vaziyet hudûsunda veyâ isyân zuhûrunda veyâhûd vatan ve Cumhûriyet aleyhine kuvvetli ve fiili teşebbüsât vukûunu müeyyid, kat'î emârât görüldükte, İcrâ Vekilleri Hey'eti müddeti bir ay'ı tecâvüz etmemek üzere umûmî veyâ mevziî idâre-i örfiye ilân edebilir ve keyfiyet hemen Meclis'in tasdikine arzolunur. Meclis idâre-i örfîye müddetini, indelîcâb tezyîd veyâ tenkîs edebilir. Meclis müçtemî değilse derhâl içtimâa dâvet olunur.
İdâre-i örfiyenin fazla temâdisi Meclis'in karârına mütevakkıftır.
İdâre-i örfiye şahıs ve ikâmetgâh masûniyetlerinin, matbûat, mürâselât, cemiyet, şirket hürriyetlerinin muvakkaten takyîd veyâ tâliki demektir.
İdâre-i örfîye mıntakasile bu mıntıka dâhilinde tatbîk olunacak ahkâm ve muâmelâtın sûret-i icrâsı ve harb hâlinde dahi masûniyet ve hürriyetlerin tarz-ı takyîd ve tâlîki kanûnla tesbit olunur.
MADDE 87 - İbtidâî tahsil bütün Türkler için mecbûrî ve Devlet mekteplerinde meccânîdir.
MADDE 88 - Türkiye ahâlîsine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibâriyle (Türk) ıtlâk olunur.
Türkiye'de veyâ hâriçte bir Türk babanın sulbünden doğan veyâhûd Türkiye'de mütemekkîn bir ecnebî babanın sulbünden Türkiye'de doğup da memleket dâhilinde ikâmet ve sinn-i rüşde vusûlünde resmen Türklüğü ihtiyâr eden veyâhûd Vatandaşlık Kanûnu mûcibince Türklüğe kabûl olunan herkes Türk'tür.
Türklük sıfatı kanûnen muayyen olan ahvâlde izâa edilir.
ALTINCI FASIL
MEVADD-I MÜTEFERRİKA VİLAYAT
MADDE 89 - Türkiye coğrafi vaziyet ve iktisâdi münâsebet nokta-i nazarından vilâyetlere, vilâyetler kazâlara, kazâlar nâhiyelere münkasımdır ve nâhiyeler de kasaba ve köylerden terekküb eder.
MADDE 90 - Vilâyetlerle şehir, kasaba ve köyler hükmî şahsiyeti hâizdir.
MADDE 91 - Vilâyetler umûru tevsî-i mezûniyet ve tefrik-i vezâif esâsı üzerine idâre olunur.
MEMURİN
MADDE 92 - Hukûk-u siyâsîyeyi hâiz her Türk ehliyet ve istihkâkına göre Devlet memûriyetlerinde istihdâm olunmak hakkını hâizdir.
MADDE 93 - Bilumûm memûrların evsâfı, hukûku, vezâifi, maaş ve muhassâsâtı ve sûret-i nasb ve azîlleri ve terfî ve terakkîleri kanûn-u mahsûs ile muayyendir.
MADDE 94 - Kanûna muhâlif olan umûrda âmire itâat memûru mes'ûliyetten kurtarmaz.
UMUR-U MALİYE
MADDE 95 - (Değişik: 1893 - 10.12.1931) Muvâzene-i Umûmiye Kanûn lâyihası ve buna bağlı bütçeler ve cetveller ile mülhak bütçeler Meclis'e mali yıl başından en az üç ay evvel takdim olunur.
MADDE 96 - Devlet emvâlinden muvâzene hâricinde sarfiyât câiz değildir.
MADDE 97 - Muvâzene-i Umûmîye Kanûnu'nun hükmü bir seneye mahsûstur.
MADDE 98 - Hesâb-ı Kat'i Kanûnu müteallik olduğu sene bütçesinin devre-i hesâbiyesi zarfında istihsâl olunan vâridât ile yine o sene vukûbulan tediyatın hakîkî mikdarını mübeyyin kanûndur. Bunun şekil ve taksîmatı Muvâzene-i Umûmîye Kanûnu'na tamâmile mütenâzır olacaktır.
MADDE 99 - Hesâb-ı Kat'î Kanûnu'nun lâyihası müteallik olduğu senenin sonundan itibâren nihâyet ikinci senenin Teşrîn-i-Sânî'sinin ibtidâsına kadar Büyük Millet Meclisi'ne takdim olunmak mecbûrîdir.
MADDE 100 - Büyük Millet Meclisi'ne merbut ve Devletin vâridât ve masârifâtını kanûn-ı mahsusuna tevfikan murâkabe ile mükellef bir Divân-ı Muhâsebât müessestir.
MADDE 101 - Divân-ı Muhâsebât, umûmî mutâbakât beyannâmesini, taallûk ettiği Hesâb-ı Kat'î Kanûnu'nun Mâliye'ce Büyük Millet Meclisi'ne takdimi tarihinden itibâren nihâyet altı ay zarfında Meclis'e takdim eder.
TEŞKİLAT-I ESASİYYE KANUNU'NA AİT ZAVABIT
MADDE 102 - İşbu Teşkilât-ı Esâsiyye Kanûnu'nun tâdili aşağıdaki şerâite tâbidir:
Tâdil teklifi Meclis âzâ-yı mürettebesinin lâakal bir sülüsü tarafından imzâ olunmak şarttır.
Tâdilât ancak aded-i mürettebin sülüsân-ı ekseriyet-i ârâsı ile kabûl olunabilir.
İşbu kanûn'un şekl-i devletin Cumhuriyet olduğuna dâir olan birinci maddesinin tâdil ve tağyiri hiçbir sûretle teklif dahî edilemez.
MADDE 103 - Teşkîlât-ı Esâsiyye Kanûnu'nun hiçbir maddesi, hiçbir sebep ve bahâne ile ihmâl veya tâtîl olunamaz.
Hiçbir kanûn Teşkîlât-ı Esâsiyye Kanûnu'na münâfî olamaz.
MADDE 104 - 1293 tarihli Kanûn-u Esâsî ile mevâdd-ı muaddelesi ve 20 Kanûn-u-Sânî 1337 tarihli Teşkîlât-ı Esâsiyye Kanûnu ve müzeyyelâtı ve tâdilâtı mülgâdır.
MADDE 105 - Bu kanûn târih-i neşrinden itibâren mer'iyü'l-icrâdır.
MUVAKKAT MADDE - Türkiye Büyük Millet Meclisine intihab edilen ve edilecek olan bilumûm mensûbîn-i askeriyenin tâbi olacakları şerâit hakkındaki 19 Kânûn-u-evvel 1339 tarihli Kanûn ahkâmı bâkidir.(*)
(*) - Bu madde 24.12.1952 - 5997 s. Y. ile yeniden yürürlüğe konulan metinde yer almamıştır.

SORU CEVAP

captchaImg